

CÜZ : 10 - SAYFA : 196 - SÛRE : 9 - TEVBE : 48 - 54
48. Bunlar daha önce de fitne çıkarmak, bozgunculuk yapmak, mü’minler arasında ihtilâflar doğurmak, düşmanlarla gözünüzü korkutmak istediler. Sana karşı türlü türlü dümenler çevirip işlerini, planlarını, kurduğun düzeni altüst etmek istediler. Nihayet ilâhî yardım ve zafer müyesser oldu. Onlar istemese de, Allah’ın planı gerçekleşti, dini, düzeni hâkim hâle geldi.
49. Içlerinden:
“- Aman bana izin ver. Başımı derde sokma” diyen de var. Asıl şimdi onların başları dertte. Sıkıntının, felâketin gayyasına düştüler. Ce-hennem kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirleri abluka altına almıştır.
50. Eğer sana bir iyilik dokunur, zafere ulaşır, ganimet elde edersen bu onları üzer. Başına bir belâ gelirse de,
“- Biz, zaten planımızı önceden yapmış, tedbirimizi almıştık” derler. Sevine sevine sırtlarını dönerek halkı yönlendirmeye devam ederler.
51. “- Allah’ın, bizim için yazıp takdir etti-ğinden başka bir şey asla bizim başımıza gelmeyecek. O bizim mevlâmız, koruyucumuz, emrinde olduğumuz otoritedir. Mü’minler, Allah’a, sadece Allah’a dayanıp güvensinler” de.
52. “- Siz, bizim için, ancak iki iyilikten, zafer veya şehadetten birini beklemektesiniz. Biz de, Allah’ın, ya kendi katından veya bizim elleri-mizle size bir ceza vermesini bekliyoruz. Haydi bekleyin. Biz de sizinle beraber beklemekteyiz” de.
53. “- Ister gönüllü harcayın, ister gönülsüz. Sizin infakınız, harcamalarınız asla kabul edil-meyecek. Çünkü siz hak dinin, doğru ve mantıklı düşünmenin dışına çıkan fâsık, âsi, bozguncu bir kavimsiniz” de.
54. Onların harcamalarının kabul edilmesini engelleyen, sadece, Allah’ı ve Rasûlünü inkârda ısrar etmeleri, üşene üşene namaza gelmeleri, kerhen, istemeyerek Allah yolunda mallarını harcamalarıdır.