CÜZ : 11 - SAYFA : 206 - SÛRE : 9 - TEVBE : 112 - 117

112. Bu, cennetle müjdelenen samimi mü’-minler, Allah’ın kanunlarına, bütün emir ve yasaklarına riayet ederek günah işlemekten vazgeçip, Allah’a itaate yönelenler, tevbe edenler, Allah’ı ilâh tanıyanlar, candan müslüman olarak Allah’a bağlananlar, saygıyla kulluk ve ibadette dâim olanlar, O’nun şeriatına bağlananlar, O’na boyun eğenler, her türlü hal içinde hamdedenler, oruç tutanlar, ilim yolunda seyahat edenler, mescitlere devam edenler, cihad için tebliğ için yollara düşenler, Hakk’a ve tevhide yönelenler, cemaatle namaz kılanlar, saygıyla Allah’ın emirlerine itaat ederek, İslâmî faaliyetlere-kamu hizmetine katılanlar, secdelere kapananlar, Kur’ân’ın ve sünnetin hükümlerini, meşrû olanı, İslâmî kurallarla örtüşen örfü, ilmî verileri, mü’minlerin tasvip ettiği, icrasında hayır gördüğü planları, programları, adâleti uygulayarak kamu düzenini sağlayanlar, sekizinci olarak şeriatın suç saydığı, haram kıldığı, kamu vicdanının tasvip etmediği, mü’minlerin icrasında hayır görmediği şeyleri, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü akıllarını kullanıp yasaklayarak, önleyici tedbirler alarak kamu güvenliğini temin edenlerdir. Bu mü’minleri dünya hâkimiyeti ve âhiret saadetiyle müjdele. 113. Kâfir olarak öldükleri için kaynayan köpüren Cehennem azâbına maruz oldukları, kendilerince de açıkça bilinen kimseler, ilâhlı-ğında, otoritesinde, mülkünde, tasarruflarında Allah’a şirk koşanlar için akraba dahi olsalar bağışlanmalarını, koruma kalkanına alınmala-rını dilemek peygamber için de, iman edenler için de mümkün değildir. 114. Ibrahim’in babası için bağışlanma dile-mesi de sırf ona vermiş olduğu bir sözden dola-yı idi. Onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıklanınca, o işten vazgeçti. Ibrahim çok bağrı yanık, ihtiraslarına hâkim, güçlü, temkinli, makul ve müsamahakârdı. 115. Allah bir kavme doğru yolu gösterdikten sonra, nelerden arınıp, nelerden korunacakla-rını, hangi emirleri yerine getireceklerini, kime sığınacaklarını, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak nasıl şahsiyetli davranacaklarını, dinî ve sosyal gö-revlerinin nasıl bilincinde olacaklarını iyice açıklamadan onları başlarına buyruk hale ge-tirecek, hak yoldan uzaklaşmalarına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihlerine imkân tanıya-cak bir sebep yaratmaz. Her şey Allah’ın ilmi, iradesi, planı dahilinde gerçekleşmektedir. 116. Göklerin ve yerin mülkü ve hükümranlığı şüphesiz Allah’ındır. O hayat verir yaşatır, eceller gelince de ölümü gerçekleştirir. Sizin için Allah’ın dışında, kulları durumundakilerden ne bir velî, koruyucu, ne de bir yardım eden bulu-nur. 117. Andolsun ki, peygamberin ve en zor gü-nünde peygambere uyan, özgürce Allah’a kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için yollara düşen Muhacirler’le Ensar’ın tevbesini kabul etti. Içlerinden bir kısmının düşünceleri, kalpleri az kalsın kayacak gibi olmuşken, Allah günah işlemekten vazgeçme, kendisine itaate yönelme, tevbe nasip etti de, lütfedip tevbelerini kabul buyurdu. Allah, onlara karşı çok şefkatli, engin merhamet sahibidir.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa