

CÜZ : 11 - SAYFA : 205 - SÛRE : 9 - TEVBE : 107 - 111
107. Münafıklar arasında, müslümanlara zarar vermek, insanları küfür batağına düşürmek, mü’minler arasına tefrika sokmak, ilk günden itibaren Allah ve Rasûlüne, Kur’ân’a ve sünnete, müslümanlığa ve müslüman nesillere savaş açmış olan adına, bölgeyi gözetleyerek bilgi toplamak üzere, mescid inşa edip üs haline getirenler:
“- Iyilikten başka bir maksadımız yoktu” di-yerek yeminler ediyorlar. Allah onların kesin-kes yalancı olduklarına şâhitlik eder.
108. Hiçbir zaman, o mescitte namaza durma. Ilk günden takvâ esaslarını - Kur’an esaslarını hayata geçirerek korunma, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sa-hip çıkarak şahsiyetli davranma, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olma esası, takvâ temeli üzerine kurulan mescitte namaz kılman elbette daha doğrudur. O mescitte, pislikten, günahtan, isyandan arınmayı seven yiğitler var. Allah arınmışları, pâk olmuşları sever.
109. Binasını, mescidini, takvâ esaslarını - Kur’an esaslarını hayata geçirerek korunma esası üzerine ve Allah rızasına ulaşma merte-besi arzusuyla kuran mı, hayırlıdır, yoksa bina-sını, mescidini yıkılmak üzere olan bir uçurumun kenarına kurup da, onunla birlikte cehenneme yuvarlanan mı daha hayırlıdır? Allah inkâr ile isyan ile müslümanları imha planları hazırlayan zâlim bir kavmi doğru yola sevketme lütfunda bulunmayacak, hidayet, başarı nasip etmeyecektir.
110. Onların kurmuş oldukları bu türlü bi-nalar, kafaları, kalpleri paramparça olmadıkça; pişman olarak samimi tevbe yapmadıkça kalplerinde, akıllarında bir nifak düğümü, bir kalp çarpıntısı olarak kalacaktır. Allah her şeyi bilir, hikmet sahibi ve hükümrandır.
* 111. Allah, Cennete kavuşma karşılığında, mü’minlerin Islâm uğrunda canları ve mallarıyla gönüllü fedailiğine talip olmuştur. Allah yo-lunda, Islâm uğrunda savaşacaklar, şehit edileceklerini bilerek düşmana can ve mal zayiatı verdirmeye devam edecekler. Savaş ve cihad karşılığında mü’minleri cennetle mükâfatlan-dırması, yazılı ve şifahî bilgileri, sünneti içeren Tevrat’ta da, Incil’de de, Kur’an’da da, Allah’ın kendisini sorumlu tuttuğunu bildirdiği ilâhî, hak bir vaattir. Allah’tan daha çok ahdine, sö-züne riâyet edecek kim var? O halde, onunla yaptığınız biatlerden, peygamberiyle yaptığınız sosyal ve siyasî sözleşmelerden, tek tek açıkça reylerinizi belirtmenizden dolayı, birbirinizi müjdeleyip sevinin. Işte bu büyük bir mutluluktur.