CÜZ : 12 - SAYFA : 235 - SÛRE : 11 - HÛD : 109 - 117

109. Onların tapmaya devam ettikleri şeylerin bâtıl olduğundan şüphen olmasın. Onlar, daha önce atalarının taptığına benzer şeylere tapı-yorlar. Biz onların, hakettikleri cezalarını ken-dilerine eksiksiz uygulayacağız. * 110. Andolsun biz Mûsâ’ya kutsal kitabı ver-miştik. Hür iradeye, özgürce seçme hakkına sa-hipken, Mûsâ’ya ve Tevrat’a itibar etmedikleri için, Tevrat’ta da ihtilâfa düşüldü. Eğer insanların sorumlu tutularak muhakeme edileceği, mükâfa-ta nail olanla cezaya müstehak olanların hü-kümlerinin kesinleşeceği, rahmeti gazabına bas-kın olan Rabbinin koyduğu-kurduğu mühlet verilen bir düzen olmasaydı, onların aralarında âcilen yargı gerçekleştirilir, hüküm icra edilirdi. Hâlâ onlar hak kitaba, Kur’ân’a karşı da, sui-zanlarının - art niyetlerinin beslediği şüpheler içindedirler. 111. Şüphesiz Rabbin, onların her birinin amellerinin karşılığını, kendilerine tam olarak verecektir. Rabbin, onların işlemeye devam ettiği gizli-açık bütün amellerinden haberdardır 112. O halde, tevbe ederek seninle beraber olanlarla, günah işlemekten, isyandan vazge-çerek Allah’a itaate yönelenlerle birlikte emro-lunduğun gibi ilâhî emirleri doğru uygulayarak itaatte daim ol. Aşırı da gitmeyin, azmayın. O sizin işlediği-niz amelleri biliyor, görüyor. 113. Baskı, zulüm ve işkenceyle temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyenlere, haksızlık edenlere yakınlık, eğilim göstermeyin, onların fiillerine iştirak etmeyin, yardımcı olmayın, destekleme-yin ki, size ateş dokunmasın. Sizin Allah’ın dı-şında kulları durumundakilerden koruyucunuz, emirlerine itaat edeceğiniz otorite yoktur. Değilse Allah’ın yardımına nâil olamazsınız. 114. Gündüzün iki tarafında, gecenin gündüze yakın saatlerinde (sabah, akşam, yatsı) namazları erkânına, şartlarına, vaktine riâyet ederek, âşi-kâre kıl. Iyilikler, namazlar, câmiler, müesseseler, hukuk kurallalarının işletilmesi, fazileti, sevabı yüksek hükümlere öncelik verilmesi kötülükleri, günahları, başıbozukluğu yok eder. Bu Kur’an, düşünebilenler için, kulağına söz girecek kimseler için büyük bir öğüttür. 115. Sabrederek mücadeleye devam et. Allah, iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerin-de mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dik-kat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman önderlerin, idarecilerin, müs-lümanların mükâfatını zâyi etmez. 116. Sizden önceki asırlarda yaşayan nesiller içinden, akıllı, ileri görüşlü, dindar fazilet sa-hipleri, akıllarını kullanarak yeryüzünde insanları bozgunculuktan, yozlaşmaktan, bunların savu- nuculuğunu, sözcülüğünü yapmaktan vazge-çirmeye çalışsalardı, ne iyi olurdu. Ancak, onla- rın içinden kurtardığımız pek az kimse bunu yaptı. Isyan ile, inkâr ile, baskı zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, haksızlık eden zâlimler ise, kendilerine verilen servetin, eğlen-cenin, şımartıldıkları refahın peşine düştüler. Onlar zaten Islâm’a planlı cephe alarak, müslü-manlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok et-me suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsi, suçlu, günahkâr idiler. 117. İdarecileri, halkı iyi ve ıslah iken, din ve dünya işlerini, sosyal ilişkilerini düzelterek, geliştirerek barış içinde yaşarlarken, senin Rabbin zulm ile bir memleketi helâk edecek değildir.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa