

CÜZ : 12 - SAYFA : 234 - SÛRE : 11 - HÛD : 98 - 108
98. Firavun kıyamet günü, kavminin önüne düşecek, dünyadaki bâtıl yönetiminin, hakka isyanının sonucu olarak onları ateşe sürükle-yecektir. Ciğerlerini soğutmak, hararetlerini sön-dürmek için varılan yer ne kötü bir yerdir.
99. Onlar bu dünyada da, Kıyamet gününde de lânete uğratıldılar. Onlara verilen armağan ne kötü bir armağandır.
100. İşte bunlar, insanlığa ders olsun diye sana anlattığımız, helâk olmuş memleketlerin başlarına gelen felâket haberlerinden bazılarıdır. Onlardan ayakta kalanlar, kalıntıları olanlar var, orakla köklerinden biçilmiş otlar misali çer-çöp haline gelenler, soyları kuruyanlar var.
101. Biz onlara zulmetmedik. Onlar kendilerine yazık ettiler, birbirlerine zulmettiler. Rabbinin planı icra edilirken Allah’ı bırakıp, kulu durumun-dakilerden, taptıkları, yalvardıkları tanrıları hiç-bir şekilde kendilerine fayda sağlamadı. Onların helâk ve hüsranlarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.
102. Baskıyı, zulmü, işkenceyi, isyanı ve küf-
rü alışkanlık haline getiren, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen bir memleketi cezalandırırken, senin Rabbin işte böyle cezalan-dırır. Onun cezalandırması çok can yakıcı, çok inletici, çok müthiştir.
103. Bunda, âhiretin, ebedî yurdun azâbından korkanlar için gerçekten ibretler, uyarılar vardır. Hesap günü olması sebebiyle, kıyamet günü bütün insanların toplanacağı bir gündür. Bu, ümmetlerin ve insanların denetlendiği, hesaba çekildiği, delilleri, şâhitleri ortaya konarak, mü’-minlere yapılan zulmün hesabının sorulduğu bir gündür.
104. Biz o günü geciktirmeyiz, yalnızca belirlen-miş vaktinin, saatinin dolmasını bekleriz.
105. O gün gelince, Allah’ın izni olmadan hiç-
bir kimse konuşamaz. O gün, insanların bir kıs-mı bedbaht, bir kısmı mutludur.
106. Bedbaht olanlar, dünyada işledikleri kö-tülüklerden dolayı cehennemdedirler. Onlar ora-da şiddetli iniltiler ve hırıltılar içindedirler.
107. Rabbinin sünneti, düzeninin yasaları için-de, iradesinin tecellisine uygun olan hal, daha ağır cezalar müstesna, gökler ve yer daim olup durdukça, o ateşte ebedî kalacaklar. Rabbin her an iradesinin tecellisini hakkıyla icra gücüne sahiptir, dilediği kanunları koyar.
108. Mutlu olanlarsa, Allah’a kulluk ve iba-detleri, iyilikleri dolayısıyla cennettedirler. Rab-binin sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, ira-desinin tecellisine uygun olan hal, daha büyük mükâfatlar müstesna, gökler ve yer daim olup durdukça, orada ebedî yaşayacaklar. Bu, ardı arkası kesilmeyen bir lütuf, bir ihsandır.