

CÜZ : 13 - SAYFA : 243 - SÛRE : 12 - YÛSUF : 53 - 63
53. “- Bununla beraber ben nefsimi, kendimi temize çıkaramam. Çünkü nefis ısrarla kötülü-ğü emreder, kötülükte rehberlik eder. Ancak Rabbimin rahmetiyle muamele ettiği, koruduğu durumlarda, insan nefsin elinden kurtulabilir. Rabbim kullarını koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.”
54. Kral:
“- Yûsuf’u bana getirin, onu kendime özel danışman yapayım” dedi. Onunla konuşunca:
“- Bugün, sen, yanımızda yüksek makam sahibi, itibarlı ve güvenilir birisin” dedi.
55. Yûsuf da, Kral’a:
“- Beni, ülkenin hazinelerinin, depolarının, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının tasarrufunun, devletin başına getir. Ben iyi korurum. Bunla-rın dağıtım, kayıt ve koruma işlerini iyi bilirim” dedi.
56. Böylece Yûsuf’a, Allah’ın sünnetine, düzeninin yasalarına uygun iradesinin tecellisi içinde, tercihini isabetli kullanarak dilediği yerde ikamet etmek, dilediği gibi hareket etmek üzere, ülke içinde yetki, güç, itibar ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi, sünnetimize, düzenimizin yasalarına uygun olarak, irademizin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimselere nasip ederiz. İyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan önderlerin, idarecilerin ve mü’minlerin mükâfatını zâyi etmeyiz.
57. Iman edip, Allah’a sığınanlar, emirlerine yapışmaya, günahlardan arınıp, azaptan korunmaya, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranmaya, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olmaya devam edenler için âhiret, ebedî yurt mükâfatı daha hayırlıdır.
* 58. Bir gün, Yûsuf’un kardeşleri çıkageldiler. Onun huzuruna vardılar. Yûsuf onları görür gör-mez tanıdı. Oysa onlar, Yûsuf’u tanıyamamış-lardı.
59. Onlara vereceğini verip, yüklerini, denklerini hazırlayınca:
“- Baba bir kardeşinizi de buraya, bana ge-tirin. Benim ölçeği tam doldurduğumu görmü-yor musunuz? Ben misafirperverlerin en iyisi-yim” dedi.
60. “- Siz eğer onu bana getirmezseniz, bundan sonra, benim hazinelerimden size bir ölçek zahire bile yok. Bana da yaklaşmayın” dedi.
61. Kardeşleri:
“- Onu getirmek için babasını iknaya çalışa-cağız. Herhalde de, bunu başaracağız” dediler.
62. Yûsuf, genç hizmetkârlarına, adamlarına:
“- Verdikleri altın ve gümüş paraları, bedel olarak getirdiklerini geri verin, yüklerinin içine koyun. Ailelerine döndüklerinde, bunun farkına varırlar da, belki daha istekli geri gelirler” diye tenbih etti.
63. Babalarının yanına vardıklarında:
“- Ey babamız, bize erzak verilmesi yasaklandı. Kardeşimiz Bünyamin’i bizimle beraber gönder de, biz de ölçekler dolusu erzak alalım. Biz onu kesinlikle koruruz” dediler.