

CÜZ : 13 - SAYFA : 244 - SÛRE : 12 - YÛSUF : 64 - 69
64. Babaları:
“- Benim, onu size emanet etmem mümkün mü? Ya daha önce, size emanet ettiğimde kar-deşinin başına gelenlere benzer şeyler başına gelirse? Allah en hayırlı koruyucudur. O mer-hamet edenlerin en merhametlisidir” dedi.
65. Yüklerini, denklerini çözüp açtıklarında ödedikleri paraların geri verildiğini gördüler.
“- Ey babamız, daha ne istiyoruz. Işte ser-mayemiz bize geri verilmiş. Onunla ailemize yine yiyecek getiririz. Kardeşimizi koruruz. Bir deve yükü de fazla alırız. Zaten bu sefer çok az bir zahire aldık” dediler.
66. Babaları:
“- Hepiniz kuşatılıp, çaresiz kalmadıkça, onu mutlaka bana getireceğinize dair Allah adına bir söz, bir yemin vermedikçe, onu asla sizinle göndermem” dedi. Onlar da, Allah’a and içerek babalarına söz verince, babaları:
“- Bu söylediklerimizi denetleyen, kaydeden, hesabını soracak, şâhitlik edecek olan Allah’tır” dedi.
67. Onlara:
“- Oğullarım, şehre hepiniz bir kapıdan gir-meyin. Ayrı ayrı kapılardan girin. Size Allah’tan gelecek hiçbir şeyi engelleyemem. Hükümranlık ve icraat yalnız Allah’a aittir. O’na dayanıp gü-vendim, işlerimi O’na havale ettim. Bütün te-vekkül sahipleri O’na, sadece O’na dayanıp gü-vensinler” dedi.
68. Babalarının kendilerine emrettiği yerlerden şehre girdiklerinde, bu tedbir Allah’tan gelecek hiçbir şeyi engelleyemezdi. Sadece Yâkup, oğul-larının sağ-salim şehre varmalarıyla ilgili gön-lündeki bir dileği yerine getirdi. Şüphesiz o ilim sahibiydi. Çünkü ona ilmi biz öğretmiştik. Fakat insanların çoğu bilmez.
* 69. Yûsuf’un huzuruna vardıklarında ötekilerin dalgınlıklarından istifade kardeşini kucakladı. Ve gizlice:
“- Ben senin kardeşinim. Onların yapmaya devam ettikleri şeylere üzülme” dedi.