

CÜZ : 13 - SAYFA : 253 - SÛRE : 13 - RA'D : 19 - 28
* 19. Rabbinden sana indirilenin, toplumda hakça düzeni gerçekleştirmek için gerekçeli, hikmete dayalı hak bir kitap olduğunu bilen kimse, kör kesilerek hakkı görmeyip inkâr eden kimse gibi midir? Fakat bunu ancak akıl ve vicdan sahipleri anlar.
20. Onlar, Allah’a olan taahhütlerini yerine ge-tirenler, verdikleri sözü bozmayanlar, koyduğu ilâhî düzene, şeriate aykırı yaşamayanlardır.
21. Onlar, Allah’ın riâyet edilmesini, birleşti-rilmesini, bütün peygamberlerin tek davet ve teb-liğ konusu İslâm dinindeki devamlılığı sağlayan hükümleri, Kur’an âyetlerinin irtibatlandırılarak bütünlük içinde düşünülmesini, uygulanmasını emrettiği şer’î kuralları, şer’î düzeni eksiksiz uy-gulayanlar, içleri titreyerek Rablerinden korkan-lar, kötü bir hesaptan, ağır bir sorgulamadan endişe edenlerdir.
22. Onlar, Rablerinin rızasını kazanmak ar-zusuyla, sabrederek mücadeleye devam edenler, namazı erkânına, şartlarına, vaktine riâyet ederek, aksatmadan âşikâre kılanlar, kendilerine verdiğimiz rızık ve servetten gizli ve açık Allah yolunda karşılık beklemeden, gönüllü harcayanlar, insanların ihtiyaçlarını görenler, devletle, iyilikle, güzel metotlar kullanarak kö-tülüğü, anarşiyi ortadan kaldıranlardır. Işte dün-ya hayatının mutlu sonucu, âhiret saadeti onla-rındır.
23. Âhiret yurdu Adn Cennetleridir. Babalarından, eşlerinden ve çocuklarından sâlih ameller işleyen hayır-hasenat sahibi kimselerle, sâlih olanlarla beraber Adn cennetlerine girecekler. Her kapıdan onları melekler karşılayarak teşrifatçılık yaparlar.
24. “- Sabrederek mücadeleye devamınıza karşılık, size selâm olsun, selâmette olun, siz selâmete erdiniz (selâmün aleyküm). Dünya yurdunun sonu, cennet ne güzeldir” diyecekler.
25. Allah’a verdikleri sözü kulluk sözleşmesi ile belgeledikten, kesinleştirdikten sonra bozan-lara, koyduğu ilâhî düzene, şeriata aykırı yaşa-
yanlara, Allah’ın, riâyet edilmesini, birleştiril-mesini, bütün olarak düşünülmesini, uygulan-masını emrettiği, bütün peygamberlerin tek davet ve tebliğ konusu Islâm dinindeki devamlılığı sağlayan hükümleri bir kenara atarak, ayrı dinler icat edenlere; şer’î kuralları, şer’î hükümleri, şer’î düzeni, Kur’ân’ın bütünlüğünü bozarak, parçalayarak Islâm’ı tesirsiz kılmaya çalışanlara, ülkede, yeryüzünde küfürle, zulümle, isyan ile, fitne ile fesat çıkaranlara lânet vardır, kötü bir yurt, cehennem vardır.
26. Allah sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimselere rızkı genişletir, bollaştırır; ölçüyle, kısarak da verir. Onlar dünya hayatıyla sevinirler, şımarırlar. Âhiret hayatına, ebedî yur-da göre dünya hayatı ev eşyası, gıda teminiyle yaşanan geçici bir zevktir.
* 27. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler:
“- Ona, hak peygamber olduğunun delili olarak Rabbinden maddî bir mûcize indirilmeli değil miydi?” diyorlar.
“- Allah sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıkların hak yoldan uzaklaşmasına, dalâleti tercihine özgürlük tanır, kendisine gönül vereni, boyun eğeni de doğru yola iletir” de.
28. Bunlar, iman edenler, Allah’ı zikirle, Kur’an ile, Allah’ın övünç kaynağı kelâmını okuyarak, Allah’ın lütfuyla ilgisi sayesinde akılları ve kalpleri mutmain olanlar, huzura kavuşanlardır. Hatırınızdan çıkarmayın. Ancak Allah’ı zikirle, Allah’ın övünç kaynağı kelâmını okuyarak, Allah’ın lütfuyla ilgisi sayesinde, kalpler huzura kavuşur, sükûnet bulur.