

CÜZ : 13 - SAYFA : 252 - SÛRE : 13 - RA'D : 14 - 18
14. Hak davet yalnız O’nun adına, gerçek kulluk, ibadet ve dua yalnız O’na yapılır. O’nun dışında kulları durumundakilerden müşriklerin yalvarıp yakardıkları putlar, hiçbir şekilde onların isteklerini yerine getiremez. Onlar, ağzına su gelsin diye, iki avucunu suya doğru açarak işaret eden kimse gibidir. Onların suya ulaşması mümkün değildir. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin ibadetleri ve duaları, ancak bâtılla oyalanıp durmaktan, boşuna bir gayretten ibarettir.
15. Göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıkların hepsi ve onların gölgeleri, gündüzün ilk ve son saatlerinde, isteseler de, istemeseler de yalnız Allah’a secde ederler.
16. “- Göklerin ve yerin yaratıcısı, düzeninin hâkimi, Rabbi kimdir?” de.
“- Allah’tır” de. O halde:
“- Allah’ı bırakıp, kulları durumundakilerden, kendilerine fayda sağlama, ya da, zarar verme gücüne sahip olmayan koruyucular mı edindiniz?” de.
“- Önünü görmeyen cahil, kâfir birisiyle, ile-
risini gören mü’min bir olur mu hiç? Yahut in-kâr karanlıklarıyla iman aydınlığı aynı olur mu?” de. Yoksa Allah’ın yarattığı gibi yaratan, ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarrufla-rında Allah’a ortak putlar icat ettiler de, putların sanal yaratması onlar üzerinde Allah’ın gerçek yaratmasına benzer bir etki mi yaptı?
“- Allah, her şeyin yaratıcısıdır. O birdir. Karşı konulmaz bir güç sahibidir.” de.
17. O, gökten yağmur gibi Kur’an âyetleri indirdi. Bir hesap, bir plan dahilinde vâdiler dolu-
lusu akan suya benzeyen Kur’an âyetleri yü-zeydeki çer-çöpü, tortuyu alır, götürür. Bu tıpkı, süs eşyası, ya da âlet yapmak için ateşte eritilen madenlerin yüzeyinde açığa çıkan köpük şeklindeki tortunun arındırılması gibidir. Işte Allah hak ile bâtılı, böyle misaller vererek mu-kayese eder. Köpük, çer-çöp, bütün köpüksü şeyler gibi akar gider. Insanlara fayda sağla-yanlar ise yeryüzünde, insanların gönüllerinde kalır. Işte Allah, dini hakikatların delillerini, ge-rekçelerini, insani ve ahlâki değerlerin zaruretini böyle benzetmeler yaparak insanlara anlatıyor.
18. Rablerinin emirlerini yerine getirenler için en güzel mükâfat vardır. O’nun emirlerine uymayanlar, O’na itaat etmeyenler ise, yeryü-zündeki servetlerin ve imkânların tamamı, bir misli fazlasıyla kendilerinin olsa, hepsini kur-tuluş fidyesi olarak verirlerdi. Işte hesabın en kötüsü onlara çıkarılacak, en ağır şekilde onlar sorgulanacaktır. Mekânları cehennemdir. Orası ne kötü bir mekândır.