

CÜZ : 13 - SAYFA : 257 - SÛRE : 14 - İBRÂHİM : 6 - 10
6. Hani Mûsâ kavmine:
“- Allah’ın üzerinizdeki nimetini, sizi sahibi kıldığı ilâhî değerleri koruyun, kollayın, şükredin. Çünkü o bir vakitler sizi Firavun hanedanından, devlet görevlilerinden, yandaşlarından kurtardı. Onlar size dayanılmaz acılar çektiriyorlardı. Oğullarınızı kesiyorlar, kızlarınızı öldürmeyip, sağ bırakıyorlardı. Başınıza gelen bu sıkıntılar Rabbiniz tarafından büyük bir imtihana tabi tutulmanız; kurtuluşunuz da büyük lütuf-ihsana mazhariyyet” demişti.
* 7. Rabbinizin:
“- Eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artıracağım. Şâyet nankörlük ederseniz, hiç şüp-hesiz azâbım çok şiddetlidir” buyurarak herkesi uyardığını insanlara hatırlat.
8. Mûsâ:
“- Eğer siz ve sizinle birlikte, yeryüzündeki akıllı ve sorumlu varlıkların hepsi, nankörlük edip Allah’ı ve nimetlerini tanımazlıktan gele-rek inkârda ısrar etseniz dahi Allah’a zarar ve-remezsiniz. Bilin ki, Allah gerçekten kimseye muhtaç olmayacak kadar zengindir, hamdedilmeye, övgüye, şükre lâyıktır” dedi.
9. Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve kimliklerini yalnızca Allah’ın bildiği onlardan sonraki kavimlerin cezalandırılma haberleri sana gelmedi mi? Rasulleri, deliller ve mucizelerle hak dine davet için geldi de, onlar kendilerine önerilen rahmet ve lütuf tebliğini la-fa boğarak, peygamberleri susturarak geri çevirdiler:
“Biz, sizin özgürce tebliğ ile görevlendirildiğiniz dini kabul etmiyoruz. Bizi davet ettiğiniz, bizi teşvik ettiğiniz şeye karşı sû-i zannımızın beslediği şüpheler içindeyiz” dediler.
10. Onlara gelen Rasüller:
“- Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında bir şüpheniz mi var? Halbuki, günahlarınızdan bir kısmını bağışlamak, belli bir süreye, ömürlerinizin sonuna kadar size vâde tanımak için sizi kendisine kulluğa, imana, ibadete, itaate davet ediyor” dediler. Onlarsa:
“- Siz sadece bizim gibi bir insansınız. Siz, bizi, atalarımızın tapmış olduğu şeylerden alı-koymak istiyorsunuz. Öyleyse, bize açık bir ferman getirin” dediler.