CÜZ : 13 - SAYFA : 258 - SÛRE : 14 - İBRÂHİM : 11 - 18

11. Rasülleri onlara: “- Biz, kesinlikle sizin gibi beşer soyundanız. Fakat Allah nimetini, peygamberlik görevini, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kullarından bazılarına lütfeder. Allah’ın izni ol- madan bizim size bir delil getirmemize imkan yok. Mü’minler Allah’a, yalnız Allah’a dayanıp güvenirler, işlerini O’na havale ederler” dedi. 12. “- Bizim, Allah’a dayanıp güvenmememiz, işlerimizi O’na havale etmememiz için bir sebep yok. Bize gideceğimiz yolları, yaşayacağımız hayat tarzlarını da göstermiştir. Sizin bize yap-tığınız eziyete karşı elbette sabrederek mücade-leye devam edeceğiz. Tevekkül sahipleri, işlerini Allah’a havale edenler, Allah’a, yalnız Allah’a dayanıp güvensinler” dediler. * 13. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, Rasüllerine: “- Elbette sizi, ya yurdumuzdan çıkaracağız, ya da, mutlaka dinimize döneceksiniz, bizim hayat tarzımızı benimseyeceksin” dediler. Rableri de onlara: “- Baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki fa-aliyetleri engelleyen zâlimleri mutlaka helâk edeceğiz” diye vahyetti. 14. Ve onlardan sonra, sizi, mü’minleri mutlaka o yerde, o ülkede yerleştireceğiz. Işte bu, işlediği ameller, hak ettiği mükâfatlar, cezalar üzerindeki hükümranlığımın, her şeyi tek tek ortaya koyarak hükmümü icra edeceğimin endişesini duyan, azamet ve celâlimden, tehdidimden korkan, gü-nahı, isyanı terkeden kimselere mahsustur. 15. Peygamberler, düşmanlarına karşı yardım ve zafer istediler. Allah zafer nasip etti. Her inatçı zorba da, diktatör de hüsrana uğradı. 16. Ileride de, inatçı zorbaya, diktatöre cehen-nem vardır. Kendisine irinli su içirilecek. 17. Onu yudumlamaya çalışacak, fakat boğa-zından geçiremeyecek. Zorbayı, diktatörü her taraftan ölüm sıkıntısına benzer felâketler ku-şatacak. Ölmeyecek, peşinden de, daha ağır bir cezaya çarptırılacak. 18. Rablerini inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin iyilik namına işledikleri amelleri, tıpkı fırtınalı bir günde, rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. Yaptıkları iyiliklerin, kazandıkları hayırların karşılığında hiçbir şey elde edemezler. Başına buyruk yaşayarak büsbütün hak yoldan uzaklaşma, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercih işte budur.


Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa