

CÜZ : 14 - SAYFA : 279 - SÛRE : 16 - NAHL : 94 - 102
94. Yeminlerinizi, taahhütlerinizi, sözleşmele-rinizi, aranızda hileye, aldatmaya ve fesada alet etmeyin. Aksi halde Islâm’da karar kılarak, hak bir dine, sağlam bir hukuk, kâmil bir ahlâk düzenine güvenen insanların, birbirlerine ve dinlerine karşı itimatları sarsılır, itibarınız gider, kurduğunuz devlet yıkılır. Insanları ahde vefadan, müslümanları örnek almaktan, Allah yolundan, Islâmî hayatı yaşamaktan, Allah yolundaki faaliyetlerden alıkoymanız sebebiyle de dünyada cezayı, çalkantılı anarşik bir hayatın acılarını tadarsınız. Büyük bir azâbı da hak etmiş olursunuz.
95. Allah’a verdiğiniz sözü, taahhüdü servet, makam, mevki gibi geçici dünya menfaatlerine, birkaç pula değişmeyin. Eğer bilirseniz, Allah katındakiler sizin için daha hayırlıdır.
96. Sizin sahip olduklarınız tükenir, biter. Allah katındakiler ise bâkidir, tükenmez. Biz, sabrederek mücadele edenlere, devamlı, bilinçli olarak işlemeye devam ettikleri amellerin en güzelini, en değerlisini ölçü alarak kesinkes mükâfatlarını vereceğiz.
97. Mü’min olarak, gevşekliği bırakıp, hâlis niyet ve amaçlarla, Islâm esaslarını, Islâmî düzeni hayata geçiren, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak ni-metin-ürünün bollaşmasını sağlayan, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileş-tirmeye önayak olan, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyen erkek veya kadına, mutlaka güzel bir hayat yaşatırız. Işlemeye devam ettikleri amellerin en güzelini, en değerlisini ölçü alarak onları mükâfatlandırırız.
98. Kur’ân’ı okurken, Kur’an üzerinde düşünürken, Kur’ân’ı insanlara duyururken, itaat dışına çıkmış, kovulmuş şeytanın, şeytan tıynetli ahlaksız azgınların, şeytani güçlerin yanıltmalarını, yanlışlarını bertaraf etmek için Allah’a sığın.
99. Şüphesiz, iman edenler ve Rablerine da-yanıp güvenenler, işlerini Rablerine havale edenler üzerinde onun hiçbir nüfûzu, yetkisi, gücü yoktur.
100.Şeytanın, şeytanî güçlerin nüfûzu, gü-cü kendisini dost ve otorite kabul edenlerin ve ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasarrufla-rında Allah’a ortak koşanların üzerinde etkilidir.
* 101. Biz geçmiş kitaplardaki bir âyetin yerine Kur’an ile başka bir âyeti getirdiğimiz zaman, -ki Allah neyi indireceğini iyi bilir- :
“- Bu Kur’ân’ı sen uyduruyor, Allah’a iftira ediyorsun” derler. Kesinlikle hayır. Onların çoğu ilimden yoksun insanlar, neshin - geçmiş kutsal kitapları yürürlükten kaldırmanın hikmetini bilemezler.
102. “- Onu, Kur’ân’ı, kâinattaki tabiî, dinî, sosyal, siyasî, ekonomik ve idarî düzeni içeren, ihya eden, insanları ve toplumları pislikten arındıran kutsal kitapları getiren elçi Cebrail, iman edenleri cesaretlendirmek, güçlü hale getirmek, devlet kurdurmak, sebat ettirmek, Islâm’ı yaşayan müslümanlara yol göstermek ve müjde vermek için, Rablerinin katından, gerekçeli, hikmete dayalı olarak, toplumda hakça bir düzen gerçekleştirmek üzere bölüm bölüm indirdi” de.