

CÜZ : 16 - SAYFA : 305 - SÛRE : 18 - KEHF : 98 - 110
98. Zülkarneyn:
“- Bu Rabbimden bir rahmettir. Fakat Rabbi-min va’di gerçekleşince, Kıyamet kopunca o bu seddi de yerle bir eder. Rabbimin va’di, tehdidi kesinkes gerçekleşecektir” dedi.
99. O gün, Kıyamet gününde, biz onları bir-birine çarparak çalkalanır bir halde bırakırız. Sûra da üfürülür, böylece onların hepsini biraraya toplamış oluruz.
100. O gün, cehennemle kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirleri yüzyüze getireceğiz.
101. Onlar, gözleri, beni hatırlatan âyetleri, de-lilleri, övünç kaynağı Kur’ân’ımı görmeye kapalı olanlar, Kur’ân’ımın âyetlerine kulak vermeye de tahammülü olmayanlardır.
* 102. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler beni bırakıp da, kullarımı kendilerine koruyucu, emirlerine itaat edilecek otorite edi-neceklerini mi sandılar? Biz cehennemi, kâfirlere bir ağırlama yeri olarak hazırladık.
103. “- Işledikleri ameller sebebiyle hesaba çe-kilip en çok hüsrana uğrayanları size haber ve-relim mi?” de.
104. Bunlar, dünya hayatında gayretleri, amelleri, faliyetleri boşa giden kimselerdir. Halbuki özenle uydurdukları âyinleri, törenleri, sosyal etkinlikleri, ibadet, hayır-hasenat sayıyorlardı.
105. Işte onlar, Rablerinin, birliği ile ilgili âyetlerini, kâinattaki birliğini gösteren delillerini, O’nun huzurunda hesaba çekileceklerini, mükâfat ve cezayı inkârda ısrar edenler, küfre saplananlardır. Onların amelleri boşa gitmiştir. Kıyamet günü onlar için ölçü tartı birimleri kurmayacağız, onların amellerini lehlerine değerlendirmeyeceğiz.
106. İşte böyle, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına itip örtbas ederek inkârda ısrarları, küfürleri, âyetlerimizi, rasüllerimizin, elçilerimizin davetlerini alay konusu yapmaları sebebiyle onların cezaları cehennemdir.
107. Iman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, Islâm esaslarını, Islâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meş-rû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler, işte onlar için ağırlanma yeri olarak Firdevs Cennetleri’nin konakları vardır.
108. Orada ebedî yaşayacaklar. Başka yere nakledilmeyi, oradan uzaklaşmayı istemeyecekler.
109. “- Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsaydı, Rabbimin sözleri bitmeden önce denizler tükenirdi. Bir misli daha takviye mürekkep getirsek bile yetmezdi” de.
110. “- Ben ancak sizin gibi bir beşerim, insanım.
Ne var ki, ilâhınızın, bana bir tek ilâh olduğu vahyolunuyor. Kim diriltilerek Rabbinin huzu-runda hesaba çekilmeyi, mükâfatı umuyor, ce-zalandırılmaktan endişeleniyorsa, hâlis niyet ve amaçlarla, Islâm esaslarını, Islâmî düzeni hayata geçirsin, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak ni-metin-ürünün bollaşmasını sağlasın, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileş-tirmeye ön ayak olsun, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işlesin. Ilâhlığında, otoritesinde, mül-künde, tasarruflarında Rabbine kulluk ve iba-dette riyakârlık yaparak, hiç kimseyi O’na ortak etmesin” de.