

CÜZ : 16 - SAYFA : 310 - SÛRE : 19 - MERYEM : 52 - 64
52. Mûsâ’ya Tur’un sağ tarafından seslendik. Fısıldaşan kimse kadar onu kendimize yaklaş-tırdık.
53. Ona da, kardeşi Hârûn’u, tarafımızdan bir rahmet ve bir peygamber olarak armağan ettik.
54. Ismâil ile ilgili kitapta, Kur’an’da zikredilenleri insanlara anlat. O va’dine sadık bir kuldu. Bir Rasül, bir nebi idi.
55. Ailesine, akrabalarına, halkına namaz kılmayı öğretiyor, namazı muntazam kılabilecek-leri, vicdanı, serveti, sosyal bünyeyi arındıran, berekete vesile olan zekâtı tahsil edebilecekleri, gerekli yerlere harcayabilecekleri bir düzen kuruyor, namazı kılmalarını ve zekâtı vermelerini emrediyor, onlara rehberlik, imamlık ediyordu. Rabbinin katında rızasını kazanma mertebesine ermişti.
56. Idris ile ilgili, kitapta, Kur’an’da zikredilenleri insanlara anlat. O özü sözü doğru, doğruluk sembolü bir peygamberdi.
57. Biz onu yüce bir makama yükselttik.
58. Işte bunlar, Allah’ın kendilerine, kitaplar, şeriatlar, nimetler verdiği peygamberlerden,
Âdem’in soyundan, Nûh ile birlikte gemide ta-şıdıklarımızdan, Ibrâhim’in, Isrâil’in (Yâkub’un) soyundan, hidayete erdirdiğimiz ve seçkin kıl-dığımız kimselerdendir. Rahmet sahibi Rahman olan Allah’ın âyetleri onlara okunduğu zaman
gözyaşlarını içine dökerek saygılarından sübhâ-nallah diyerek secdeye kapanırlardı.
59. Nihayet, bunların ardından hayırsız bir nesil geldi ki, bunlar namazı terkettiler. Nefislerinin arzularına uydular, haramların peşine düştüler. Bu yüzden ilerde, hak yoldan sapmalarının ce-zasını çekecekler.
60. Ancak geçmişin kirlerinden arınarak tevbe edip, Allah’a itaate yönelen, iman eden ve gevşekliği bırakıp, hâlis niyet ve amaçlarla, Is-lâm esaslarını, Islâmî düzeni hayata geçirenler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler, işte onlar cennete girecekler. Hiçbir şekilde de onlara haksızlık edilmeyecek.
61. Rahmet sahibi Rahman olan Allah’ın kul-larına va’dettiği, duyu ve idrak alanı ötesindeki, gayb âlemindeki, Adn cennetlerine girecekler. Şu bir gerçek ki, O’nun sözü yerini bulacaktır.
62. Onlar orada, taahhüde sadakatsizlik lafı-sözü, boş, lüzumsuz sözler işitmezler. Birbirle-rinin selâmını, Rablerinin selâmet ve güven ilâ-nını, hoşlarına giden şeyler duyarlar. Onların orada sabah erken ve akşama doğru rızıkları da hazırdır.
63. Bu, kullarımızdan, Allah’a sığınanlara, emirlerine yapışanlara, günahlardan arınıp, azaptan korunanlara, kulluk ve sorumluluk şu-uruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıka-rak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan takva sahiplerine miras bıraktığımız, içinde ebedî yaşayacakları cennet-tir.
64. Melekler:
“- Biz ancak Rabbinin planı dahilinde inebi-liriz. Önümüzdeki ve ardımızdaki, geçmişteki ve gelecekteki, bunların arasındaki her şey O’nun-dur. Senin Rabbin seni unutmuş değildir” derler.