

CÜZ : 16 - SAYFA : 312 - SÛRE : 19 - MERYEM : 77 - 95
77. Âyetlerimizi inkâr edip, küfre saplanan ve:
“- Kesinlikle bana mal ve oğullar verilecek” diyeni görüyor musun?
78. O, bilgi alanı ötesine, gayba mı vâkıf oldu, yoksa Rahmet sahibi Rahman olan Allah katından bir söz, bir taahhüt mü aldı?
79 Kesinlikle hayır. Biz onun söylediklerini kaydedeceğiz. Onun azâbını uzattıkça uzata-cağız.
80. O söylediği şeyleri elinden alacağız, ona biz vâris olacağız, bakî olan biziz. Bize tek başına gelecek.
81. Onlar, kendilerine kuvvet ve şeref kazan-dırsın diye Allah’ı bırakıp, kulları durumundakilerden tanrılar edindiler.
82. Hayır, hayır. Tapındıkları ilâhlar onların kulluğunu tanımayacak, onlara hasım, düşman, olacaklar.
* 83. Bizim, kulluk sözleşmesindeki ortak taah-hütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin üzerine, kendilerini alabildiğince isyankârlığa sevkeden şeytanları, şeytan tıynetli ahlâksız azgınları, şeytanî güçleri musallat et-tiğimizi görmüyor musun?
84. Onların, hemen cezaya çarptırılmalarını isteme. Biz onların, suçlarının artarak cezaya yaklaştıkları günleri teker teker sayıyoruz.
85. Takvâ sahiplerini, Allah’a sığınıp, emirlerine yapışarak günahlardan arınıp, azaptan korunanları, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şah-siyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü’minleri Rahmet sahibi Rahman olan Allah’ın huzuruna, cennete heyet halinde toplayıp getireceğimiz gün, kimse şefaatten nasiplenemeyecek.
86. Islâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsileri, suçluları, suya götürülen susamış bir sürü gibi cehenneme sevkedeceğimiz gün, kimse şefaatten nasiplenemeyecek.
87. Rahmet sahibi Rahman olan Allah ka-tında imanları ile, Islâm’daki sadakatleri ile, rı-zâyı ilâhîye mazhar olan amelleri ile taahhüt alanların, söz alanların dışında kimse şefaatten nasiplenemeyecek.
88. “- Sınırsız rahmeti ile hayat veren, yaşatan, koruyan, rahmetine, lütfuna, hayırlara mazhar eden Rahman olan Allah oğul-kız edindi” dediler.
89. Çok çirkin bir şey ortaya attınız.
90. Bu yakışıksız sözün dehşetinden az kalsın gökler çatlayacak, yer yarılacak, dağlar gümbürdeyerek parçalanıp devrilecekti.
91. Sınırsız rahmeti ile hayat veren, yaşatan, koruyan, rahmetine, lütfuna, hayırlara mazhar eden Rahman olan Allah’a oğul-kız isnad ettiler diye bunlar olacaktı.
92. Sınırsız rahmeti ile hayat veren, yaşatan, koruyan, rahmetine, lütfuna, hayırlara mazhar eden, Rahman olan Allah’ın oğul-kız edinmesi şanına yakışmaz.
93. Göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıkların hepsi istisnasız, Rahmet sahibi Rah-manın huzuruna O’nu ilâh tanıyan, O’na teslim olan kul olarak gelecektir.
94. Andolsun ki, Allah onların hepsinin sa-yımını yapmış, sicile geçirmiştir. Onları teker teker saymıştır.
95. Onların hepsi, hesap vermek için Kıyamet günü, onun huzuruna tek başına, yapayalnız gelecektir.