

CÜZ : 17 - SAYFA : 325 - SÛRE : 21 - ENBİYÂ : 25 - 35
25. Senden önce özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere görevlendirdiğimiz her Ra-sûle, kesinlikle:
“- Yalnızca ben hak ilâhım. Beni ilâh tanıyın, candan müslüman olarak bana teslim olun, say-gıyla bana kulluk ve ibadet edin, yalnızca benim şeriatıma bağlanın, bana boyun eğin” diye vahyetmeye devam ettik, hâlâ da ediyoruz.
26. Onlar:
“- Sınırsız rahmeti ile hayat veren, yaşatan, koruyan, rahmetine, lütfuna, hayırlara mazhar eden Rahman olan Allah oğul-kız edindi” dediler. Allah bundan münezzehtir. Melekler, peygamberler Allah’ın çocukları değil, bilâkis lütuf ve ihsana, ikrama mazhar olmuş kullardır.
27. Onlar Allah’ın sözünü kesmeden, edeple dinlerler, konuşmazlar. Hep O’nun planına, O’nun koyduğu düzene göre hareket ederler.
28. Allah onların aşikâre, saklı, gizli yaptık-larını, yapacaklarını bilir. Allah’ın rızasına mazhar olmuş kullarından başkasına şefaat etmezler. Onlar korku içinde, Allah’ın emirlerine itina göstererek, saygıdan titrerler.
29. Içlerinden biri, faraza:
“- Onun ötesinde ben de ilâhım” derse biz onu cehennemle cezalandırırız. Şirkte, inkârda, isyanda ısrar eden zâlimleri biz böyle cezalandırırız.
* 30. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, göklerin, yerin, yaşamaya, ürün vermeye elverişsiz ve işlevsiz olduğunu, bizim onları, ya-şamaya, ürün vermeye elverişli ve işlevli hale getirdiğimizi, göklerde ve yerde hayat-destek or-tamları ve imkânları oluşturduğumuzu, bütün canlıları, hayvanları, bitkileri sudan hazırlayıp var ettiğimizi görmüyorlar mı, anlamıyorlar mı? Bilimden birazcık nasibi olanlar hâlâ iman et-meyecekler mi?
31. Yeryüzüne, insanlar sarsılmasın diye ağır baskılı, oturaklı, derin temellere dayalı dağlar yerleştirdik. Istedikleri yerlere gidebilsinler diye orada dağlar arasında geniş açık geçitler, yollar açtık.
32. Göğü de dengesi, çekimi ve düzeni kudretimizle korunan bir tavan haline getirdik. Kâfirler, Allah’ın kudret ve azametine delâlet eden gökteki delilleri görmekten, düşünmekten yüz çeviriyorlar.
33. O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı yara-tandır. Her biri kendi yörüngesinde hareket etmekte, yüzmekte, dolaşmaktadır.
34. Ey Muhammed, senden önce de hiçbir be-şere ebedî hayat vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar ebedî mi yaşayacaklar?
35. Biz, sizi felâketli günlerin getireceği be-lâlarla, refahın doğuracağı sıkıntılarla imtihan ederken, her nefis, her canlı ölümü tadacaktır. Bizim huzurumuza getirilerek hesaba çekilecek-siniz.