CÜZ : 17 - SAYFA : 331 - SÛRE : 21 - ENBİYÂ : 91 - 101

91. Namusunu koruyan, beline sahip olan Meryem’i an. Rahmetimizle var ettiğimiz düzenin bir bölümü olan ruhumuzdan nûrânî dalgalar halinde Îsâ’nın bütün hücrelerine ruh yayarak hayat verdik, onu bilinçlendirdik. Meryem’i ve oğlunu âlemlere, insanlara, cinlere ve meleklere kudretimizi gösteren bir mûcize olarak ortaya koyduk. 92. Bir tek ümmet, yalnızca bu sizin ümmeti-nizdir. Bir tek din, zamanla değişmeyen tabiî hukuk kurallarını içeren din, yalnızca bu sizin dininiz, bu sizin şeriatınız Islâm’dır. Ben de sizin Rabbinizim. O halde beni ilâh tanıyın, candan müslüman olarak bana teslim olun, saygıyla bana kulluk ve ibadet edin, benim şeriatıma bağlanın, bana boyun eğin. 93. Insanlar, aralarındaki, düzenlerini, işlerini, birliklerini, güçlerini, yönetimlerini, ekonomilerini ve dinlerini parçadılar. Hepsi bizim huzurumuza gelip hesap verecekler. * 94. Kim mü’min olarak, gevşekliği bırakıp, hâlis niyet ve amaçlarla, Islâm esaslarından ve Islâmî düzenden sorumlu olduğu kısmını haya- ta geçirir, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün kendisini ilgilendiren alanda bollaşmasını sağlarsa, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olursa, cârî-kalıcı hayırlardan-sâlih amellerden imkânları dahilindekini işlerse, gayretinin, çalışmasının, hâlis niyetinin, emeğinin karşılığı inkâr edilmeyecektir. Biz şüphesiz onun lehine bunları kaydediyoruz. 95. Günahları sebebiyle helâk ettiğimiz bir memleket halkının dünyaya tekrar dönmeme-leri, tevbeye fırsatlarının olmaması kesin, diriltil-memeleri, huzurumuzda hesaba çekilmemeleri imkânsızdır. 96. Onlar her dere ve tepeden akın edip çıkan Ye’cûc ve Me’cûc’ün seddinin, yollarının açıldığı zamana, kıyametin kopacağı âna kadar berzah aleminde kalırlar. 97. Gerçek vaat, tehdit, ölüm ve Kıyamet yak-laştığında, işte o zaman kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin gözleri belerir. “- Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz bu durumdan habersizmişiz. Hayır, hayır, biz inkârda, isyanda, şirkte ısrar eden zâlim kimselermişiz” derler. 98. Siz ve Allah’ı bırakıp, kulları durumundaki taptıklarınız cehennem yakıtısınız. Siz oraya gireceksiniz. 99. Onlar tanrı olsalardı, oraya girmezlerdi. Halbuki hepsi orada ebedî kalacaklar. 100. Orada onlar inlerler, inlemeden başka hiçbir şey de duymazlar, hiçbir şeyden haberleri olmaz. 101. Amelleri sebebiyle tarafımızdan, kendilerine güzel âkıbet takdir edilmiş olanlar, işte onlar, cehennemden uzak tutulurlar.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa