CÜZ : 18 - SAYFA : 357 - SÛRE : 24 - NÛR : 44 - 53

44. Allah gece ile gündüzü uzatarak kısaltarak, sıcaklık derecelerini yükselterek, düşürerek, ara-lıksız değiştiriyor. Akıl ve basiret sahipleri için bunda yaratıcının varlığı, yüce kudreti, ilmi, iradesi, düzeni konusunda açık deliller, ibretler vardır. 45. Allah bütün canlıları sudan yarattı. İşte bunlardan bazıları içgüdülerini kullanarak karnı üstünde sürünüp hayatlarını sürdürür; bazıları bilgi ve becerilerini kullanarak iki ayağı üstünde yürüyüp hayatlarını sürdürür; bazıları da içgüdülerini kullanarak dört ayağı üstünde yürüyüp hayatlarını sürdürür. Allah sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olan her şeyi yaratır. Allah kanunlarının câri olduğu her şey üzerinde gücünü kudretini kullanır, düzenlemesini yapar. 46. Andolsun biz hakları ve sorumlulukları, Allaha kulluk görevlerini, birbirlerinize ve toplumlarınıza karşı mükellefiyetleri, dînî hükümleri, kâinattaki ilâhî kanunları, ilâhî kudretin büyüklüğünü açıklayan delilli, gerekçeli âyetler, helâli, haramı, şer’î hükümleri, ahlâkî kuralları içinde bulunduran Kur’ân’ı indirdik. Allah sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıkları doğru, muhkem, mûtedil, güvenli yola, İslâmî hayata iletir. 47. Bir de: “- Allah’a ve ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasûlüne iman ettik, Kur’ân’a, sünnetine ve devletine bağlıyız, itaat ediyoruz” diyorlar, sonra da, ardından, içlerinden bir grup Rasûlüllah’ın verdiği kararlardan yüz çeviriyor, güç ve iktidarlarını kullanarak halkı istedikleri istikamette yönlendiriyorlar. Işte bunlar, Allah’ın Rasûlünün verdiği hükmü kabul etmeyenler mü’min değildirler. 48. Aralarında hüküm vermesi, hakem olma-sı, idarî düzen uygulamaları için Allah’a ve Ra-sûlüne, emir ve hükümlerine itaate, Kur’an ve sünnetin uygulayıcılarının huzuruna davet edildikleri zaman, bakarsın ki, içlerinden bir grup yüz çevirip, azılı düşmanlarla işbirliği içine giriyorlar, Kur’an öğretimine, Kur’an ilkelerinin toplumda yaşanmasına engelleyici tedbirler alıyorlar. 49. Eğer lehlerine olabilecek uygulamalara, hak ve menfaate davet edilmişlerse boyun eğip koşarak gelirler. 50. Kalpleri mi kararmış, akıllarından zorları mı var, hasta ruhlu mudurlar, yoksa senin peygamberliğin ve doğru icraatlar yaptığın konusunda şüphe mi ediyorlar, şüphelerini destekliyecek hususlar mı arıyorlar, yahut Allah ve Rasulünün kendilerine zulüm ve haksızlık edeceğinden mi endişe ediyorlar? Doğrusu, asıl zâlim olanlar kendileridir * 51. Aralarında hüküm vermesi, hakem olması, idarî düzen uygulamaları için, Allah’a ve Rasû-lüne, Kur’ân ve sünnetin uygulayıcılarının huzuruna davet edildiklerinde, sevkedildiklerinde mü’minlerin sözü kesinlikle: “- Kararını duyduk, kabul ettik. Kur’ân’a, sünnete ve devletin kararlarına itaat ettik” demeleridir. Işte asıl bunlar kurtuluşa, ebedî nimetlerle mutluluğa erenlerdir. 52. Allah’a ve Rasûlüne itaat edenler, Kur’an ve sünneti uygulayanlar, içleri titreyerek Allah’tan korkanlar, O’na sığınanlar, emrine yapışanlar, günahlardan arınıp, azabından korunanlar, işte onlar mutluluğa erenlerdir. 53. Münafıklar, sen, kendilerine emrettiğin takdirde, mutlaka savaşakatılacaklarına dair peş peşe Allah’a büyük yeminler ettiler. “- Yemin etmeyin, itaatiniz mâlûmdur, sizden istenen meşrû emir ve kararlara, sadakatle, samimiyetle itaattir. Allah işlediğiniz gizli-açık bütün amellerden haberdardır.” de.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa