

CÜZ : 19 - SAYFA : 362 - SÛRE : 25 - FURKAAN : 44 - 55
44. Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten tebliğini, Kur’ân’ı anlama niyetiyle dinleyeceklerini, yahut söylediklerini akıllarını kullanıp düşüneceklerini mi sanıyorsun? Gerçekte onlar hayvanlar gibidirler. Denilebilir ki, hayvanlardan daha başı boş, daha kötü bir hayat tarzı yaşamaktadırlar.
* 45. Rabbinin, gölgeyi nasıl uzattığını, koyulaştır-dığını düşünmüyor musun? Eğer Allah’ın sünnetinin, düzeninin yasaları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı, onun kesinlikle bir kararda, sabit bir halde durmasını planlayabilirdi. Dahası var! Güneşin gölgeyle irtibatını nasıl planladığımıza bakmıyor musun?
46. Dahası, güneşin doğuşuyla, güneşin batışıyla, gölgeyi kolay, süratli ve farkına vardırmadan kanun-larımıza uygun yönlere nasıl çektiğimizi görmüyor musun?
47. O, sizin için geceyi örtü, huzur ve mutluluk za-manı, uykuyu istirahat haline getiren; gündüzü de yeniden diriliş gibi, dağılıp çalışma zamanı olarak düzenleyendir.
48. O, rüzgârları rahmetinin, yağmurun önünde müjdeci olarak estiren, gökten tertemiz su indiren-dir.
49. Ölü toprağa can vermek, yarattığımız nice hay-vanların ve insanların su ihtiyacını karşılamak için gökten su indirdik.
50. Andolsun, yağmuru, ibret almaları, şükretme-leri için, insanlar arasında, yeryüzünün değişik bölgelerinde bölüştürdük. Ama, insanların çoğu ille de nankörlük edip diretmiştir.
51. Şâyet sünnetimizin, düzenimizin yasaları içinde, irademizin tecellisine uygun olsaydı her ülkede - her beldede sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan tek başına özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere bir uyarıcı, bir peygamber görevlendirirdik.
52. Fakat âlemşümûl, evrensel uyarıcılık göre-vini sana verdik. Öyleyse hak dini inkâr eden kâ-firlerin, nankörlerin keyfî ve bâtıl düşüncelerini, uygulamalarını, göstermelik hoşgörü taleplerini, se-nin şeriatına aykırı isteklerini kabul etme, onların düzenlerine uyma, onlara boyun eğme. Kur’an ile, konuşarak, yazarak, hesapsız servet harcayarak, ha-yatını ortaya koyarak onlara karşı, olanca gücün ile büyük bir cihad ilân et.
53. O, iki denizi birbirine salıverendir. Bu tatlı, susuzluğu gidericidir. Şu da tuzlu ve acıdır. Aralarına farklı yoğunlukta dikey bir su tabakası engeli, görünmez ve geçilmez bir sınır koyan da odur.
54. O, sıvıdan, meniden bir insan yaratan, onu kan ve soy bağına, sıhrıyyet bağı ile akrabalığa dönüş-türendir. Rabbinin her şeye gücü, kudreti yeter.
55. Kâfirler, Allah’ı bırakıp, kulları durumundaki-lerden, kendilerine fayda sağlamayan, zarar da verme-yen şeylere tapıyorlar. O, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhüdünü, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden büyük kâfir de, şirk koşarak, Islâm düşmanlığı yaparak Rabbine isyan edip, şeytana, şeytanî güçlere arka çıkmakta, Rabbini önemsememektedir.