

CÜZ : 19 - SAYFA : 376 - SÛRE : 26 - ŞUARÂ : 184 - 206
184. “- Sizi ve önceki nesilleri yaratan Allah’a sı-ğının, emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun.”
185. Onlar:
“- Sen, olsa olsa, büyülenerek aklı etki altına alı-nanlardan birisisin” dediler.
186. “- Sen de, sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu düşünüyoruz.”
187. “- Eğer iddianda doğru isen, gökten üstümüze kütleler düşür.”
188. Şuayb:
“- Rabbim, yaptıklarınızı iyi bilir” dedi.
189. Onu da yalanladılar. Onların işini gölgeli günün azâbı bitirdi. Hakikaten o büyük bir günün azâbı idi.
190. Bunlarda da, kesinlikle Allah’ın kudretine, ilmine, hikmet sahibi olduğuna işaretler, bütün insanlar için ibretler, alınacak dersler vardır. Onların çoğu iman edecek değildi.
191. Senin Rabbin, işte o, kudretli, hükümran ve engin merhamet sahibidir.
* 192. Bu Kur’ân âlemlerin, bütün varlıkların Rabbi olan Allah’ın vahyidir, onun indirdiği kitaptır.
193. Onu, ilâhî düzenin güvenilir hizmetkârı Rûhu’l-Emîn, Cebrâil indirip getirdi.
194. Sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uya-rıcılardan olman için senin hafızana, kalbine indirip yerleştirdi.
195. Açık, edebî Arap diliyle indirdi.
196. Kur’ân âyetlerinin bir kısmı, özü itibariyle da-ha önceki peygamberlerin kitaplarında bölümler halinde mevcuttur.
197. Isrâiloğulları’nın bilginlerinin Kur’ân’ı bilmesi, tanıması onlar için bir delil değil midir?”
198. Biz Kur’ân’ı, Arapça bilmeyenlerden birine bölüm bölüm indirsek Kur’ân’a iman etmezlerdi.
199. Kur’ân’ı, onlara okusaydı, inceletseydi, yine iman etmezlerdi.
200. Kur’ân’ı yalanlamayı, inkârı ve hidayeti ka-falarına, kalplerine soktuğumuz gibi, onun, Kur’ân’ın Islâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsilerin, suçluların, günahkârların kafa-larında, kalplerinde yankı bulmadan geçip gitmesine de biz yol açtık.
201. Can yakıp inleten müthiş azâbı görmedikçe onlar Kur’ân’a iman etmeyecekler.
202. Işte o azap da, onlara, ansızın, farkında olma-dıkları bir sırada gelecek.
203. O zaman:
“- Bize iman etmemiz için mühlet verilir mi, acaba?” diyecekler.
204. “- Yanlış mı duyduk? Azâbımızı küstahça çabuk istemiyorlar mıydı?”
205. Ne dersin? Onları, senelerce nimetlere boğsak zevku safa ettirsek, faydasız.
206. Sonra tehdit edilmekte oldukları azap da başlarına gelse, bir şey değişmeyecek.