CÜZ : 2 - SAYFA : 27 - SÛRE : 2 - BAKARA : 170 - 176

170. Onlara (müşriklere):
“- Allah’ın indirdiğine, Kur’ân’a tâbi olun,
Kur’ân’ı uygulayın” denildiğinde:
“- Hayır. Biz Kur’ân’a değil, gördüğümüz, bildiğimiz
atalarımızın yoluna, hayat tarzına, onların
uygulayageldikleri eski âdetlere, geleneklere uyarız” derler.

Atalarının akılları hiçbir şeye ermiyor olsa da,
onlar hak yolu tercih etmemişler,
doğruyu, aydınlığı, refahı bulamamışlarsa da mı,
onların yolundan gidecekler?

171. Davet karşısında, kulluk sözleşmesindeki
ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve
sorumluluk bilincini şuur altına iterek
örtbas edip inkârda ısrar edenlerin, kâfirlerin hâli,
çobanın haykırışını işiten, yalnız sesi
ve bağırmayı algılayan sürünün durumuna benzer.

Onların duyan kulakları hakkı duymaz.
Konuşan dilleri hakkı konuşmaz.
Gören gözleri hakikati görmez.
Bundan dolayı akıllarını kullanmazlar, düşünmezler de.

172. Ey iman edenler, size rızık olarak
verdiklerimizin, helâlinden temizinden,
sağlıklısından ve lezizinden yeyiniz.

Eğer siz yalnız Allah’ı ilâh tanıyor,
candan müslümanlar olarak ona teslim oluyor,
saygıyla Allah’a kulluk ve ibadet ediyor,
O’nun şeriatına bağlanıyor,
O’na boyun eğiyorsanız, Allah’a şükrediniz.

173. Allah size, ölmüş hayvanı-leşi, kanı,
domuz etini ve Allah’tan başkası adına
kesilen hayvanı haram kıldı.

Kim bunları yemeye mecbur kalırsa,
helâl saymadan, zarurî ihtiyaç sınırını aşmadan
bir miktar yemesinde günah yoktur.
Allah çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir.

174. Allah’ın indirdiği kitabın bir kısmını,
Muhammed’in hak peygamber olduğu gerçeğini,
ilâhî hükümleri gizleyenler; gizledikleri karşılığında,
servet, makam, mevki gibi geçici dünya menfaati,
birkaç pul alanlar, işte onlar, karınlarını
ateşle doyurmuş, bedenlerini ateşle beslemiş olurlar.

Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacaktır.
Onları temize çıkarmayacak, vicdanlarını arındırmayacaktır.
Onlara can yakıp inleten müthiş bir azap vardır.

175. Onlar, doğru yol, Allah’ın kitap ve
peygamberle gösterdiği yol karşılığında,
hak yoldan uzaklaşıp, dalâleti, bozuk düzeni,
helâki tercih ederek başlarına buyruk yaşamayı,
bağışlanma karşılığında azâbı kendilerine
belâ olarak satın alanlardır.

Bunlar ateş ile cezalandırılma azâbına rağmen
ne kadar da cüretli davranıyorlar!

176. O azap, Allah’ın emirlerine
kasıtlı muhalefete cüretleri ve Allah’ın
vahyile kutsal kitaplarda indirdiği hakikatleri
gizlemeleri sebebiyledir.

Kutsal kitaplarda birbirine halef olan nesiller,
kitaplarındaki hakikatleri maksatlı te’vil
ve tahrif edenler, haktan uzak derin bir muhalefet,
bir düşmanlık içindedirler.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa