

CÜZ : 2 - SAYFA : 28 - SÛRE : 2 - BAKARA : 177 - 181
* 177. Gerçek hayır ve iyilik,
hakiki müslümanlık, insanlık,
yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir.
Fakat gerçek iyiler ve hakiki müslümanlar,
kâmil insanlar, Allah’a, âhiret gününe, meleklere,
kitaplara, peygamberlere imân edenler;
sevdikleri malları ve servetleri, can ü gönülden,
isteyerek, yakın akrabalara, yetimlere, dullara,
kimsesizlere, öksüzlere, çevresi, çaresi olmayan
yoksullara, yolda kalan muhtaç yolculara,
yardım isteyenlere, medet umanlara,
esirler ve kölelerin esaret boyunduruklarından
kurtarılarak hürriyetlerine kavuşmasına,
borçtan mahkûm olanların mahkûmiyetten
kurtulmasına harcayanlar;
namazları erkânına, şartlarına, vaktine riâyet ederek
âşikâre kılanlar, vicdanlarını, servetlerini,
sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan
zekâtı verenler, antlaşma yaptıkları zaman
antlaşmalarına riayet edenler, sıkıntılara
sabrederek mücadele edenler, hastalığa, açlığa,
mallarına ve canlarına gelen zarara tahammül edenler,
harbin şiddetli zamanında sabrederek savaşanlar
ve kararlı davrananlardır.
İşte onlar imanlarında samimi olanlardır.
Onlar, işte onlar Allah’a sığınarak
emirlerine yapışanlar, günahlardan arınıp,
azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla,
haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak
şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal
görevlerinin bilincinde olan mü’minlerdir.
178. Ey imân edenler, cinayetlerde,
öldürülenlere karşılık katillere kısas uygulanması,
size yazılı bir kanun haline getirildi, farz kılındı.
Hür bir maktûle karşı, hür bir kimseye,
maktul bir köleye karşı bir köleye, maktul bir kadına karşı
bir kadına kısas uygulanır, ölüm cezası verilir.
Ancak, maktûlün velisi, kardeşi tarafından
kısas cezasından, vazgeçilen; ödeyeceği diyetin de
bir kısmı bağışlanan kimseye, Kur’ân’ın ve sünnetin
hükümlerine İslâmî kurallarla örtüşen örfe,
hakkaniyete uyularak, diyetin tahsilinde
kolaylık gösterilmeli, sıkıştırılmamalı;
katil de maktûlün tarafına süründürmeden,
eksiltmeden diyeti güzellikle ödemelidir.
Bunlar, sizden öncekilere konan kurallara göre,
Rabbinizin cezaları hafifletmesi ve rahmetinin,
merhametinin tecellisidir.
Kim bundan sonra, bu hüküm ve emirlere
uymayarak haddi aşarsa, onun için
can yakıp inleten müthiş bir azap vardır.
179. Ey akıl ve vicdan sahipleri,
kısas cezasının uygulanmasının gayesi hepiniz için,
toplum için güvenli bir hayat teminidir.
Umulur ki, Allah’a sığınarak emirlerine yapışır,
günahlardan arınıp, azaptan korunur,
kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza
ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranır,
dinî ve sosyal görevlerinizin bilincinde olursunuz.
180. Ölüm hastalığı anında, bırakabileceği malı,
serveti olanlarınıza, Kur’ân’ın ve sünnetin
hükümlerine göre, meşrû, İslâmî kurallarla örtüşen
örfe uygun bir şekilde anaya, babaya, akrabalara
vasiyet yapması farz kılındı.
Bu vasiyetleri icra etmek, yerine getirmek de,
Allah’a sığınıp, emirlerine yapışarak, günahlardan
arınıp, azaptan korunanlara, kulluk ve sorumluluk
şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak
şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin
bilincinde olan mü’minlerin üzerine düşen bir sorumluluktur.
181. Her kim bu vasiyeti işittikten sonra değiştirirse,
bunun bilerek işlenen günahı, vebali,
değiştirenlerin boynunadır.
Allah her şeyi işitir ve her şeyi bilir.