

CÜZ : 21 - SAYFA : 414 - SÛRE : 31 - LOKMÂN : 20 - 28
* 20. Allah’ın, koyduğu kanunlar gereğince, gök-lerdeki varlıkları ve imkânları, yerdeki varlıkları ve imkânları faydalanmanız için emrine boyun eğdirdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmüyor musunuz? Yine de, bilgisi, ilmî delili, hakka ulaştıracak rehberi ve aydınlatıcı kitabı olmadan Allah hakkında tartışan insanlar var.
21. Onlara:
“- Allah’ın indirdiğine, Kur’ân’daki hükümlere uyun!” denildiğinde,
“- Hayır! Biz bildiğimiz, gördüğümüz, ataları-mızın hayat tarzına uyarız” derler. Ya şeytan, şeytan tıynetli ahlâksız azgınlar, şeytanî güçler onları körüklenen alev püsküren ateşin azâbına çağırıyor, teşvik ediyor, sevkediyor ise, o zaman da mı atalarının izinden gidecekler?
22. Iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler ya-pan müslüman idareci, askerî erkân ve bir müs-
lüman olarak, varlığını, benliğini Allah’a teslim eden kimse, gerçekten en sağlam kulpa, Islâm’a yapışmış, hukukun üstün, hakkın ve adaletin belirleyici güç olduğu en güvenli bir topluma, Islâm toplumuna katılmış olur. Bütün planların icra edilerek sonuçlandırıldığı, bütün icraatların, amellerin hesabının sorulduğu tek merci Allah’-tır.
23. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin inkârı seni üzmesin. Onlar hesap ver-mek üzere bizim huzurumuza getirilecekler. Işte o zaman işledikleri amelleri birer birer ortaya koyarak onları hesaba çekeriz. Allah gönüllerdeki sırları bilir.
24. Onlara biraz zevku safa sürdürürüz. Sonra kendilerini ağır bir azâba sürükleriz.
25. Andolsun ki, onlara:
“- Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, elbette:
“- Allah...” diyecekler.
“- Allah’a hamdolsun!” de. Fakat onların ço-
ğu Allah’ın, kâinatın nihaî sebebi olduğunu, O’na teslimiyet gerektiğini kavrayamazlar.
26. Göklerdeki ve yerdeki varlıkların ve im-kânların tamamı Allah’ındır, Allah’ın tasarrufun-dadır. Asıl zengin olan, muhtaç olmayan, öv-güye, şükre lâyık olan işte O’dur, Allah’tır.
27. Eğer yeryüzündeki ağaçlar hep kalem ol-sa, denizler de, ardından yedi deniz daha katılıp çoğaltılarak mürekkep olsa, Allah’ın kelâmı, söz-leri yazmakla tükenmez. Allah kudretli, hikmet sahibi ve hükümrandır.
28. Sizin, hepinizin yaratılmanız ve diriltil-meniz sadece tek bir kişinin yaratılması ve di-riltilmesi gibidir. Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir, görür; bu hakikatleri size duyurur, gösterir.