

CÜZ : 21 - SAYFA : 413 - SÛRE : 31 - LOKMÂN : 12 - 19
* 12. Andolsun biz Lokman’a ilim, derin anlayış kabiliyeti, hikmet, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisi verdik.
“- Allah’a şükret” dedik. Lütfun değerini bi-lip şükreden, ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük edense, bilsin ki, Allah zengindir, muhtaç değildir, her türlü övgüye, şükre lâyık-tır.
13. Hani Lokman oğluna öğüt vererek, so-rumluluklarını hatırlatarak:
“- Oğulcuğum, ilâhlığında, otoritesinde, mül-künde, tasarruflarında Allah’a ortak koşma, gizli şirke düşme, başka otoriteler kabul etme. Şirk büyük bir haksızlıktır, zulümdür” demişti.
14. Biz insana, ana-babasına iyi davranması-nı tekrar tekrar tavsiye ettik. Anası onu, günden güne ağırlaşan sıkıntılara katlanarak karnında taşımıştır. Iki yıl emzirmiş. Iki yıl sonunda onu sütten kesmiştir. Işte bunun için:
“- Bana şükret, anana-babana teşekkür et” diye tekrar tekrar tavsiyede bulunduk. Sonuçta yalnız benim huzuruma gelip hesap verecek-siniz.
15. Eğer anan, baban, seni, lehinde ilmî bir delil ortaya koyamadıkları bir şeyi, ilâhlığımda, otoritemde, mülkümde, tasarruflarımda bana or-tak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada Islâmî kurallarla örtüşen örfe, hakkaniyete uygun candan dost arkadaş gibi davran. Bana yönelenlerin, bana düşkün olan-ların, bana bağlananların yolunu, hayat tarzını benimse. Sonunda hesap vermek üzere benim huzuruma getirileceksiniz. O zaman işlediğiniz amelleri bir bir ortaya koyarak sizi hesaba çe-keceğim.
16. Lokman oğluna:
“- Oğulcuğum, yaptığın amel, bir hardal ta-nesi ağırlığınca da olsa, bir kaya içinde veya göklerde, yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu senin karşına getirir. Allah hikmetine nüfuz edilmeyen yüce varlıktır; gizli-açık her şeyden haberdardır” dedi.
17. “- Oğulcuğum, namazı erkânına, şartla-rına, vaktine riayet ederek âşikâre kıl. Kur’ân’ın ve sünnetin hükümlerini, meşrû olanı, Islâmi kurallarla örtüşen örfü, ilmî verileri, mü’minlerin tasvip ettiği, icrasında hayır gördüğü, planları, programları, adaleti uygulayarak kamu düzenini sağla, iyiliği emret. Şeriatın suç saydığı, haram kıldığı, kamu vicdanının tasvip etmediği, mü’minlerin icrasında hayır görmediği şeyleri, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü aklını kullanıp yasaklayarak, önleyici tedbirler alarak kamu güvenliğini temin et. Başına gelen be-lâlardan yılmayarak sabırla mücadelene devam et. Bunlar ciddi, kararlı olmayı gerektiren maksada ulaştıran mücadele metotlarındandır.
18. “- Küçümseyerek, surat asarak insanlardan yüz çevirme. Yeryüzünde bilgi ve becerilerini kötü kullanıp böbürlenerek, çalım satarak yürüme. Allah kendini beğenmiş, övünmek için iyiliklerini sayıp döken kimseleri sevmez.”
19. “- Davranışlarında ölçülü ve dengeli ol, tabii bir şekilde yürü. Sesini alçaltarak zarif ve nazik bir şekilde konuş. Unutma ki seslerin en çirkini eşeklerin sesidir.”