

CÜZ : 21 - SAYFA : 418 - SÛRE : 32 - SECDE : 21 - 30
21. En büyük azaptan, cehennem azâbın-dan önce, onlara korku, esâret, zillet, açlık, hastalık, deprem, âfet gibi en yakın felâketlerden, kabir azabından tattıracağız. Olur ki, şirkten ve isyandan vazgeçip imana dönerler.
22. Kendilerine, Rabbinin âyetleri tebliğ edil-dikten, hatırlatıldıktan sonra, âyetlerin öğretil-mesine, ilkelerin toplumlarında benimsenmesi-ne, yaşanmasına engel olanlardan, kâinatta açıkça gözüken delillere bakarak ibret almaktan yüz çevirenlerden daha zâlim kimler olabilir? Biz Islâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsilere, suçlulara, günahkârlara, lâyık oldukları cezayı vereceğiz.
* 23. Andolsun ki, biz Mûsâ’ya kutsal kitabı vermiştik. Sen de Kur’ân’a kavuşacağından şüphe etme. Onu, Tevrat’ı Israiloğulları’na hidâyet reh-beri olarak hazırladık.
24. Sebatkâr davrandıkları, sabrederek müca-deleye devam edip, âyetlerimizi gerekçeleriyle kavrayıp kesinlikle inandıkları devirde, onların içinden, yaptığımız planın gereği, bizim düzeni-mizi uygulayarak doğru yola sevkeden rehberler, önderler, imamlar yetiştirdik.
25. Rabbin onların kasıtlı ihtilâf çıkarmaya, çarpıtmaya devam ettikleri konularda, Kıyamet günü, aralarında ayrı ayrı hesaplarını görerek hükmünü icra edecektir.
26. Bilgi ve becerilerini kullanarak halen yurtlarında gezip dolaştıkları, kendilerinden önceki nice nesilleri helâk edişimiz, hakka yönelmeleri için onlara aydınlatıcı, yeterli bilgi vermedi mi? Bunlarda elbette kudretimizi gösteren deliller vardır. Hâlâ öğüt alarak, düşünerek kulak vermeyecekler mi, icabet etmeyecekler mi?
27. Kupkuru yerlere, toprağa suyu ulaştırdı-ğımızda, hayvanlarının ve kendilerinin yiyeceği ekini, sebzeyi ve otu çıkardığımızı, yetiştirdiğimizi görmediler mi? Hâlâ da görmeyecekler mi?
28. “- Eğer iddianızda doğru iseniz, bahsetti-ğiniz zafer ne zaman, Mekke’nin fethi ne zaman, ebedî âlemin kapısının açıldığı gün, diriliş ve karar günü ne zaman?” diyorlar.
29. “- Zafer kazandığımız gün, Mekke’nin fet-hedildiği gün, ebedî alemin kapısının açıldığı gün, diriliş ve karar günü, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlere, o gün edecekleri iman fayda vermeyecek. Kendilerine mühlet ta-nınmayacak, tevbe etmelerine, özür dilemele-rine fırsat verilmeyecek, merhamet nazarıyla bakılmayacak, göz açtırılmayacaktır” de.
30. Artık sen onlarla ilgilenme, onlara karşı tedbir al ve tehdidin gerçekleşeceği karar günü-nü bekle. Onlar da seni bertaraf edecekleri, sa-na galip gelecekleri günü beklemektedirler.