- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -

34. SEBE' SÛRESİ

54 âyettir.
6. âyeti Medine'de, diğerleri
Peygamberliğin 1-3. yıllarında Mekke’de nazil olmuştur.
Sûre adını 15. âyette geçen kelimeden almaktadır.

**********

SINIRSIZ RAHMETİ VE ENGİN MERHAMETİ İLE
HAYAT VEREN, YAŞATAN, KORUYAN, RAHMETİNE,
MERHAMETİNE, LÜTFUNA, İHSANINA VE HAYIRLARA
MAZHAR EDEN, RAHMÂN VE RAHÎM OLAN ALLAH’IN
İZNİ VE YARDIMIYLA, ALLAH’IN ADIYLA...
- - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - - -


* 1. Göklerdeki varlıkların ve imkânların, yer-deki varlıkların ve imkânların mülk ve tasarrufunun sahibi olan Allah’a hamdolsun. Âhirette, ebedî yurtta da, övülmek, şükredilmek O’nun hakkıdır. O hikmet sahibi ve hükümrandır, gizli-açık her şeyden haberdar olan Allah sizi bilgilendiriyor. 2. Yerin dibine gireni, yerden çıkanı, gökten ineni, gökte yükseleni O bilir. O engin merha-met sahibidir, her şeyi koruma kalkanına alır, çok bağışlayıcıdır. 3. Yeniden dirilişi inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar: “-Bize, kıyametin kopacağı an gelmeyecek” dediler. “-Evet, duyu ve bilgi alanı ötesini, gaybı bi-len Rabbin hakkı için kıyametin kopacağı an mutlaka size de gelecek. Göklerde ve yerde, zerre kadar bir şey O’nun ilminden kaçmaz, O’na gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de, şüphesiz doğruları, hakkı ortaya koyan kâinatın kayıt sicilinde, kanunlar ve ilkeler kitabında, bilgi işlem merkezinde Levhimahfuz’dadır” de. 4. Allah iman edip, hâlis niyet ve amaçlarla, Islâm esaslarını, Islâmî düzeni hayata geçirenleri, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürü-nün bollaşmasını sağlayanları, yerinde, haklı çı-kışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanları, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenleri mükâfatlandıracak. Onlar, işte onlar için koruma kalkanı, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızıklar vardır. 5. Bizim kendilerine gücümüzün yetmeyece-ğini, bizim koyduğumuz kuralların dışına çıkıp yakalarını kurtaracaklarını zannederek, âyet-lerimizi, Kur’ân’ımızı, ilkelerimizi, hükümsüz, tesirsiz bırakmak için birbirlerini geride bırakır-casına çalışan, güç ve iktidar sahiplerine, ilim adamlarına, yazarlara en kötüsünden can yakıp inleten müthiş bir azap vardır. 6. Kendilerine ilim verilen, sorumluluk sahibi âlimler, dinî ilimler uzmanları, âdil objektif düşünen ilim adamları, Rabbinden sana indirilenin, Kur’ân’ın gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak bir kitap olduğunu görürler, bilirler. Kur’ân’ın, kudretli, hükümran övgüye, şükre lâyık olan Allah’ın yolunu, birlikte nezaket içinde yaşama kurallarına, sevgiye dayalı kardeşliğe, hasedi, hilesi, dalaveresi, nefreti, düşmanlığı olmayan örnek hayat tarzına götüren Allah’ın yolunu, Islâm’ın yolunu aydınlattığını da bilirler. 7. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar: “- Çürüyüp paramparça olduğunuz vakit, yeniden yaratılacaksınız, kabirlerden diriltilerek kaldırılacaksınız diye size bir takım haberler veren adamı gösterelim mi?” derler.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa