

CÜZ : 22 - SAYFA : 431 - SÛRE : 34 - SEBE' : 15 - 22
15. Sebe’ kavminin oturduğu yerlerde de, Allah’ın varlığını, birliğini, kudretini gösteren işaretler, insanlar için büyük ibretler, alınacak dersler, kalıntılar vardır. Biri bol mahsul veren, diğeri düşük verimli iki bahçeleri vardı. Onlara:
“- Rabbinin size verdiği rızıktan yeyin. O’na şükredin. Işte güzel bir memleket, koruma kal-kanına alan ve bağışlaması bol bir Rab!” denildi.
16. Ama onlar bu nimetlere şükürden yüz çe-virdiler. Bu yüzden, bendi tahrip edilerek yıkılan barajlarının sularını, Arim sellerini onlara musallat ettik. Onların iki bahçesini, acı buruk yemişli ılgın ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki harap bahçeye çevirdik.
17. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar etmeleri, nankörlük etmeleri sebebiyle onları böyle cezalandırdık. Biz nankörlükte ileri gidenlerin, azgın kâfirlerin Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyenlerin dışındakileri cezalandırıyor muyuz?
18. Onların yurdu ile o bereketlendirdiğimiz memleketler arasında, kolayca görünen, birbi-rine yakın nice kasabalar kurdurduk. Bunlar arasında yolculuğu konaklara ayırdık, planı biz yaptık.
“- Oralarda, geceleri, gündüzleri korkusuzca dolaşın” dedik.
19. Bunun üzerine onlar:
“- Ey Rabbimiz! Seyahatlerimizde, öğle vakti ve akşamleyin konakladığımız yerler arasındaki mesafeyi uzat” dediler. Kendilerine, birbirlerine yazık ettiler. Biz de onları ibret verici kıssalar haline getirdik. Onları darmadağın ettik. Bunda, çok sabrederek mücadeleye devam eden, çok şükreden herkes için ibretler, uyarılar vardır.
20. Andolsun, Iblisin onlar hakkındaki tahmini doğru çıktı. Inanan bir zümrenin dışında hepsi ona uydular.
21. Halbuki, şeytanın onlar üzerinde hiçbir nüfuzu yoktu. Ancak âhirete, ebedî yurda ina-nanı, şüphe içinde kalandan ayırt edip bilelim diye ona bu fırsatı verdik. Rabbin her şeyi denetlemekte, kaydetmekte, koruyup kollamaktadır.
* 22. Ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, tasar-ruflarında Allah’a ortak koşan müşriklere:
“- Allah’ın dışında, kulları durumundaki tanrı diye iddia ettiğiniz şeyleri çağırın, dua edin bakalım, size faydaları dokunacak mı? Onlar göklerde ve yerde zerre ağırlığınca bir şeye sahip değiller, o kadarcık bir şeye güçleri de yetmez. Onların göklerde ve yerde ortaklıkları da yok. Onlardan, aslî düzeni sağlamada Allah’a yardım eden biri de yok” de.