CÜZ : 22 - SAYFA : 432 - SÛRE : 34 - SEBE' : 23 - 31

23. Allah’ın huzurunda, kendisinin izin ver-diği kimselerden başkasına şefaat fayda sağla-mayacak, izin verdiği kimselerden başkasının şefaati de fayda vermeyecek. Nihayet şefaat edenlerin ve edilenlerin yüreklerinden korku giderilince: “-Rabbiniz ne buyurdu?” diye sorarlar. On-lar da: “-Hakkı, doğruları söyledi” derler. Yüce ve büyük olan O’dur. 24. “-Göklerden yağdırarak, yerden mahsul-ler, meyvalar verdirerek, madenler çıkarttırarak size rızık ve servet veren kimdir?” de. “-Allah’tır. Ya biz mutlaka hak yoldayız, ve-ya başımıza buyruk hareket ederek, açıkça hak yoldan uzak bir yanılgı içindeyiz, ya da siz” de. 25. “-Bizim işlediğimiz suçlardan, günahlardan siz sorumlu değilsiniz. Sizin işlediğiniz amellerden de biz sorumlu olmayacağız” de. 26. “- Geçmiş şeriatların ibkå ettiği hükümleriyle Kur’ân’ın rehberliğinde, benim evrensel peygamberliğimde Allah bizi bir araya getiriyor. Allah’ın kurduğu bu düzene uyulmazsa, Allah daha sonra aramızda, hakkaniyet ile adâlet ile hüküm verecek. Durumumuzu açıklığa kavuşturacak hükmü veren ve her şeyi bilen O’dur” de. 27. “-Ilâhlığında, otoritesinde, mülkünde, ta-sarruflarında, zihninizde Allah’a ortak kabul et-tiğiniz varlıkları bana gösterin!” de. Yok öyle bir şey, söylenecek tek söz var: O yalnız, kudretli, hikmet sahibi ve hükümran olan Allah’tır. 28. Biz seni bütün insanların haklarının korunması, iyiliği için, ancak rahmetimizi, merhametimizi, ihsanımızı, sevgimizi müjdeleyici, sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcı olarak özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere gönderdik. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler. 29. “- Eğer sözünüzde doğru iseniz, bu va’-dettiğiniz, tehdit ettiğiniz kıyamet ne zaman kopacak?” diyorlar. 30. “-Size öyle bir gün va’dedilmiştir ki, ne bir an erteleyebilirsiniz, ne de öne alabilirsiniz” de. * 31. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar: “- Biz, bu Kur’ân’a ve Kur’ân’ın vahyine muhatap olan önündeki zâta, Peygamber Mu-hammed’e asla inanmayacağız” derler. Sen in-kârda, isyanda, baskı, zulüm ve işkencede, temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engellemede devam eden güç ve iktidar sahibi zâlimleri, Rablerinin huzurunda tutuklanmış halde, birbirlerine laf atarlarken bir görsen! Bir taraftan, temel hak ve hürriyetleri kısıtlanmış, baskıcı, zâlim idareler altında ezilenler, büyüklük taslayan zorba, güç ve iktidar sahiplerine: “-Siz olmasaydınız, elbette biz mü’min kimseler olurduk” derler.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa