CÜZ : 22- SAYFA : 439 - SÛRE : 35 - FÂTIR : 31 - 38

31. Sana vahyettiğimiz Kur’an’ın içinde, ön-ceki semavî kitaplara ait geçerli hükümleri tasdik eden bazı bölümler de, gerekçeli, hikmete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak kitap Kur’an’ın bölümleridir. Allah elbet kullarının her halinden haberdardır. O her şeyi bilir, görür. 32. Sonra kitabı, Kur’ân’ı kullarımız arasından seçtiklerimize, Muhammed ümmetine, âlimlerine, imamlarına, mürşitlerine, miras olarak devrettik. Kullarımız arasında, helâlleri terkederek, bir kısım meşrû haklarını kullanmayarak, nefislerine zulmedenler var. Onların içinde, orta yolu, maksada ulaştıran hak yolu tutan, sâlih amellerin yanında ara sıra günah işleyenler var. Yine onların arasında, Allah’ın planı, iradesi dahilinde dünya ve âhiret için en hayırlı olanda, Kur’an öğretiminde, Kur’an ilkeleriyle yaşamada, uygulamada, Allah’ın emirlerini yerine getirmede öne geçenler var. Işte böyle bir sorumluluğu sahiplenmek büyük bir lütfudur. 33. Onların mükâfatı Adn cennetleridir. Oraya girecekler. Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Orada elbiseleri ipekli kumaşlardandır. 34. Cennet’te: “-Bizden üzüntüyü, tasayı gideren Allah’a hamdolsun. Bizim Rabbimiz çok bağışlayıcı, şükrün kıymetini bilen ve bol bol verendir” derler. 35. “- Lütfuyla bizi asıl oturulacak yere, cennete yerleştiren Allah’a hamdolsun. Burada biz yorgunluk çekmeyeceğiz, açlık hissetmeyece-ğiz, zafiyete düşmeyeceğiz, usanmanın adı anıl-mayacak” derler. 36. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlere, küfre saplananlara da, cehennem ateşi vardır. Aleyhlerine hüküm verilmez ki, ölsünler. Cehennem azâbı onlara biraz olsun hafifletilmez. Işte biz, bütün azgın kâfirleri, nankörleri, Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyenleri böyle cezalandırırız. 37. Onlar orada feryâd ederler: “- Ey Rabbimiz, bizi buradan çıkar. Daha önce yapmış olduğumuz hataları bırakıp iman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirelim, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalı-şarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayalım, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olalım, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyelim” derler. Allah: “- Size, düşünebilecek olanın, akıllı bir kimsenin düşünüp Allah’ı bulabileceği kadar bir ömür vermedik mi? Üstelik size sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan uyarıcı da, peygamber de gelmişti, ihtiyarlık da kapıya dayanmıştı. O halde azâbı tadın. İnkâr ile, isyan ile, şirk ile, baskı, zulüm ve işkence ile temel hak hürriyetleri, Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâlimlere bir yardım eden bulunmayacaktır.” * 38. Allah göklerdeki ve yerdeki görülmeyeni, bilinmeyeni bilir. O, gönüllerdeki, sırları bilir.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa