

CÜZ : 24 - SAYFA : 469 - SÛRE : 40 - ĞÂFİR : 8 - 16
8. “- Ey Rabbimiz, onları, onların atalarından, hanımlarından ve nesillerinden salih ameller iş-leyen, hayır-hasenat sahibi mü’minleri, sâlih olanları, kendilerine va’dettiğin Adn Cennetlerine koy. Sen, yalnız sen, kudretli, hikmet sahibi ve hükümransın.”
9. “- Onları dünyadaki cezalardan, âhiretteki azaptan koru. O gün, sen kimi ceza ve azaptan korursan, kesinlikle onu rahmetine mazhar etmiş olursun. Bu en büyük mutluluktur.
* 10. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenlere, kâfirlere:
“- Allah’ın gazabı, sizin birbirinize, kendi-nizden birine olan hıncınızdan daha büyüktür. Siz imana davet edildiğiniz, teşvik edildiğiniz halde, inkâr ediyor, küfre saplanıyorsunuz” di-ye seslenilir.
11. Onlar:
“- Ey Rabbimiz, bizi iki defa ölü halde bulun-durdun, başlangıçta ruhsuz, bilinçsiz, ölü varlık-lar, biyolojik hücreler halinde tuttun, dünya hayatının sonunda ecellerimiz gelince de ölümü-müzü gerçekleştirdin. Biri ana rahminde hücre-lerimize ruh yaydığın, diğeri mahşerde topladı-ğın gün iki defa da hayat verdin. Bunları görüp kudretini anladıktan sonra biz, günahlarımızı itiraf ettik. Buradan, cehennem azâbından kurtul-manın bir yolu var mı?” derler.
12. Bu ceza, sizin, bir olan Allah’a davet edi-lirken inkâra, küfre sapmanız; ilâhlığında, oto-ritesinde, mülkünde, tasarruflarında O’na ortak koşulunca da, şirki tasdik etmeniz, kabullen-meniz sebebiyledir. Hükümranlık, yargı ve icra yüceler yücesi ve büyük olan Allah’ındır.
13. O, size kudretinin, büyüklüğünün ve bir-liğinin delillerini gösterendir. Sizin için gökten rızık indirendir. Yalnızca Allah’a yönelip, gö-nülden bağlı olanlar düşünüp ibret alıyor.
14. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlerin hoşuna gitmese de, dininde, Allah’a hâlisâne samimi davranarak Allah’a ibadet ve dua edin.
15. O, yüce sıfatlarla muttasıf, mahlûkata benzemekten münezzeh olan, Arş’ın, sınırsız kudret ve iktidar makamının sahibi Allah, hesapların görüleceği buluşma gününün, kıyametin deh-şetini haber vermek için, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kullarından bazılarına, var ettiği, koruduğu aslî düzenin bir bölümü olan, tabiî, dinî, sosyal, siyasî, ekonomik ve idarî düzeni içeren, ihya eden, insanları ve toplumları pislikten arındıran vahyi, Kur’ân’ı indiriyor.
16. Onların kabirlerinden fırlayarak mahşere, Allah’ın huzuruna çıktıkları gün, hiçbir şeyleri Allah’a gizli kalmaz.
“- Bugün, mülk, devlet ve hükümranlık ki-mindir?”
“- Tek ve gücüne karşı konulmayan, Kahhar olan Allah’ın.”