

CÜZ : 24 - SAYFA : 479 - SÛRE : 41 - FUSSILET : 12 - 20
12. Onları iki günde, iki devirde sağlam yedi göğe tamamladı. Her gökte cereyan edecek işleri planlayıp, programlayıp işlevlerini yükledi, vahyile bildirdi.
Dünya semasını sizin tasavvur edemeyeceğiniz güçlü ışık hüzmeleriyle süsledik. Korumaya da aldık. Bu, kudretli, hükümran olan, her şeyi bilen Allah’ın planlaması, tayini, tesbiti ve takdiridir.
13. Eğer indirilen âyetlere imandan yüz çe-virirler, tebliği engelleme tedbirleri alırlarsa:
“- Sizi, Âd ve Semûd yıldırımına benzer bir yıldırımın çarpmaması için uyarıyorum” de.
14. Rasüller onlara, önlerinden, arkalarından gelerek, bilgi alanları içinde, kavrama alanları dışındaki konularda konuşarak, açıklamalar yaparak:
“- Allah’tan başkasını ilâh tanımayın, baş-kasına kulluk ve ibadet etmeyin” dedikleri za-man:
“- Rabbimizin sünnetinin, düzeninin yasa-ları içinde, iradesinin tecellisine uygun olsaydı elbette melekler indirirdi. Onun için, biz sizin özgürce tebliğ ile görevlendirildiğiniz dini kabul etmiyoruz, inkâr ediyoruz” dediler.
15. Âd kavmi, yeryüzünde hak etmediği hal-de, haksız yere büyüklük taslayıp serkeşlik ve zorbalık etti.
“- Bizden daha kuvvetli kim var?” dediler. Onlar, kendilerini yaratan Allah’ın, kendile-rinden daha kuvvetli olduğunu görmediler mi? Onlar bizim âyetlerimizi mûcizelerimizi bile bile inkâra devam ediyorlardı.
16. Bundan dolayı, biz de, onlara, dünya ha-yatında, rezillik, rüsvaylık cezasını tattırmak için, helâk edilecekleri o uğursuz günlerde, dondurucu bir rüzgâr estirdik. Elbette âhiret, ebedî yurt azâbı daha rüsvay edicidir. Onlara yardım da edilmeyecek.
17. Semûd kavmine de hak yolu göstermiş-tik. Hak yolda, Allah’ın kitap ve peygamberle gösterdiği yolda yaşamak, faaliyet göstermek varken, onu bırakıp dalâleti, sapıklığı, körlüğü tercih ettiler. Onları, işledikleri ameller, yüklenmeye devam ettikleri günahlar sebebiyle alçal-tıcı bir ceza olan yıldırım çarptı.
18. Iman ederek, Allah’a sığınıp, emirlerine yapışmaya, günahlardan arınıp, azaptan korunmaya, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranmaya, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olmaya devam edenleri biz kurtardık.
* 19. Allah düşmanları, cehenneme gönderil-mek üzere mahşerde toplandıkları gün, hiç bekletilmeden cehenneme sevkedilirler.
20. Nihayet cehenneme geldiklerinde, kulak-ları, gözleri, tenleri, tenasül organları, aleyhle-rine şâhitlik ederler. Işlemeye devam ettikleri gü-nahları anlatırlar.