

CÜZ : 24 - SAYFA : 480 - SÛRE : 41 - FUSSILET : 21 - 29
21. Onlar tenlerine, tenasül organlarına,
“- Niçin aleyhimize şâhitlik ettiniz?” derler. Tenleri, tenasül organları:
“- Her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuş-turdu. Sizi de ilk yaratırken konuşma kabiliye-tiyle O yarattı. O’nun huzuruna getirilerek he-saba çekileceksiniz” derler.
22. “- Siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, tenleri-nizin, tenasül organlarınızın, aleyhinize şâhitlik edeceğini hesaba katarak gizlenme ihtiyacı duy-madınız. Sorumluluğunuzu gerektirecek birçok amelinizi de Allah’ın bilmeyeceğini zannettiniz.”
23. “- Işte, Rabbiniz hakkında beslediğiniz bu zannınız sizi mahvetti. Böylece hüsrana uğra-yanlardan oldunuz.”
24. Şimdi eğer, sabredebilir, dayanabilirlerse, onların konaklama yeri ateştir. Tekrar dünyaya dönüp Allah’ın razı olacağı ameller işlemek isteseler de, onlara böyle bir fırsat verilmeyecektir.
25. Biz onlara bir takım arkadaşlar musallat ettik. Onlar, hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, peygamberlere ve kutsal kitaplara itibar etmedikleri, ellerinde değer ölçüleri olma-dığı için yaptıkları, yapacakları ne varsa, hepsi-ni kendilerine süsleyip güzel gösterdiler. Ken-dilerinden önce yaşayıp geçip gitmiş olan cin ve insan topluluklarına uygulanan haklı, gerekçeli ceza hükümleri böylece onlara da uygulandı. Şüphesiz onlar hüsrana uğrayanlardır.
* 26. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar ile küfre saplanan güç ve iktidar sahipleri:
“- Bu Kur’ân’a kulak vermeyin. Ağız kalaba-lığı yaparak Kur’an’da hata yaptırın. Kur’ân’ın bâtıl olduğunu söyleyin. Ola ki, üstün gelirsiniz” dediler.
27. Bu sebeple kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden güç ve iktidar sahiplerine elbette deh-şetli bir azap tattıracağız. Onlara, işlemeye devam ettikleri amellerin en kötüsünü ölçü alarak en ağır cezayı vereceğiz.
28. Işte, Allah düşmanlarının cezası ateştir, cehennemdir. Onlara, orada ebedî yurt olarak cehennem vardır. Âyetlerimizi bile bile inkâra devam etmeleri sebebiyle bu cezayı hak ettiler.
29. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, küfre saplananlar:
“- Ey Rabbimiz! Bizi başımıza buyruk hale getirerek, hak yoldan uzaklaşmamıza, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihimize imkân sağla-yan cinleri ve insanları göster de, aşağılık mah-lûklardan olsunlar diye onları ayaklarımızın al-tına alalım” derler.