

CÜZ : 25 - SAYFA : 493 - SÛRE : 43 - ZUHRUF : 34 - 47
34. Evlerini, kapılarını ve üzerine oturup yas-lanacakları koltukları da, hep gümüşten yapar-dık.
35. Daha nice altın zînetler verirdik. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçici menfaatleri, zevkleridir. Âhiret, ebedî yurt ise Rabbinin katında, Allah’a sığınıp, emirlerine yapışarak günahlardan arınıp azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü’minler içindir.
* 36. Kim rahmet sahibi Rahman olan Allah’ın övünç kaynağı Kur’ân’ından uzaklaşarak kendisini kör hale getirirse biz ona bir şeytan, bir şeytanî güç musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostu olur.
37. Şeytanlar, şeytanî güçler onları doğru yol-dan alıkorlar. Onlar da, kendilerinin doğru yol-da olduğunu sanırlar.
38. Nihayet, Kıyamet günü bize geldiklerinde, arkadaşına:
“- Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arasındaki kadar bir uzaklık olsaydı, sen ne kö-tü bir arkadaşmışsın” der.
39. Bugün pişmanlık duymanız size hiçbir fayda sağlamayacaktır. Çünkü siz küfür bataklığına saplanmakla kendinize haksızlık ettiniz, zulmettiniz. Şimdi hepiniz, azapta ortaksınız.
40. Tamamen başına buyruk bir hayat, koyu bir cehalet, dalâlet, ahmaklık ve bozuk düzen içinde, sağır kesilenlere mi Kur’an’ı, tebliğini işittireceksin, kör kesilenlere mi doğru, hak yo-lu göstereceksin?
41. Eğer biz seni, onlara azap gelmeden önce, Refik-i âlâya, yanımıza alıp götürsek bile, on-lara kesinlikle lâyık oldukları cezayı veririz.
42. Yahut da, onları tehdit ettiğimiz azâbı sana gösteririz. Kesinkes bizim onları cezalandırmaya gücümüz yeter.
43. Öyleyse sen, sana vahyedilene, Kur’ân’a sarıl. Sen doğru, muhkem, mûtedil ve güvenli yolu tebliğ ile, öğretmekle, uygulamakla sorumlusun, İslâm’ı yaşamaya, yaşatmaya memursun
44. Kur’ân senin için de, toplumun için de büyük bir şereftir, bir öğüttür, bir ikazdır, okunması ibadet olan bir övünç kaynağıdır. Kur’an’daki ilâhî emir ve yasaklardan sorumlu tutulacaksınız.
45. Senden önce kendilerine Rasüllerimizden bazılarını görevlendirip gönderdiğimiz kavimlerin ehl-i hak âlimlerine de sor. Rahmet sahibi Rahman olan Allah’ın dışında uydurma ilâhlara kulluk ve ibadet edilsin diye kural mı koymuşuz?
* 46. Andolsun biz Mûsâ’yı Firavun’a, devlet büyüklerine ve kodamanlarına, birliğimize, kudretimize delâlet eden âyetler, mûcizelerle, tebliğ görevi ile özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere gönderdik. Mûsâ:
“- Ben âlemlerin, bütün varlıkların Rabbi olan Allah’ın Rasûlüyüm” dedi.
47. Mûsâ onlara âyetlerimizi, mûcizelerimizi getirince, o sırada mûcizelerle alay ederek gül-düler.