

CÜZ : 25 - SAYFA : 494 - SÛRE : 43 - ZUHRUF : 48 - 60
48. Onlara gösterdiğimiz her bir mûcize diğe-rinden daha büyüktü. Sapıklıktan, küfürden vazgeçip hakka, doğru yola dönerler ümidiyle, onlara ikaz edici nitelikte, kıtlık, tûfan, çekirge istilâsı, ürün noksanlığı gibi cezalar verdik.
49. Onlar azâbı görünce, Mûsâ’ya:
“- Ey bilge kişi, sende olan ahdi, sana ver-diği sözü hürmetine, bizim için Rabbine dua et. Biz de doğru, hak yolu tercih edeceğiz” dediler.
50. Fakat azâbı, kendilerinden kaldırdığımız zaman, hemen sözlerinden döndüler.
51. Firavun, kavmi içinde:
“- Ey kavmim, Mısır’ın hâkimiyeti ve bu ül-ke ve şu köşkümün altından akıp giden ırmaklar benim değil mi? Hâlâ görmüyor musunuz?” diye seslendi.
52. “- Yoksa ben, şu zavallıdan, neredeyse meramını anlatamayan şu adamdan, daha ha-yırlı değil miyim?”
53. “- Eğer onun dedikleri doğru ise, üzerine altın bilezikler atılmalı veya kendisiyle beraber, onu tasdik eden melekler gelmeli değil miydi?” dedi.
54. Firavun, küçümseyerek sindirici bir bakışla kavmine bir göz gezdirdi. Onlar da Firavun’a boyun eğdiler. Çünkü onlar doğru ve mantıklı düşünmeyi terkeden, fâsık, âsî, bozguncu bir kavimdi.
55. Nihayet bizi, gazaba getirdikleri zaman, onlara lâyık oldukları cezayı verdik. Hepsini denizde boğduk.
56. Onların dinî hakikatlara, insanî ve ahlâkî değerlere ilgisizliklerini ve düşmanlıklarının do-ğurduğu sonuçları, gelecek nesiller için ibretli bir tarih ve ders alınacak bir örnek haline getirdik.
* 57. Meryem’in oğlu Îsâ’dan söz açılınca, kavminin, bir delil bulduklarını sanıp, insanların iman etmesine mani olacaklarına sevinerek, gülerek yaygarayı bastıklarını görürsün.
58. “- Bizim ilâhlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?” diyorlar. Bu misâli, hak yoldan uzaklaşırken kazandıkları mücadele metodunu sana karşı kullanmak için ortaya attılar. Aslında onlar, bâtılın savunuculuğunu yapan azılı, hasım bir toplumdur.
59. Îsâ, sadece, kendisine nimetler ihsan et-tiğimiz ve Isrâiloğulları’na ibret olarak, örnek olarak gösterdiğimiz Allah’ı ilâh tanıyan, candan müslüman olarak Allah’a bağlanan, saygılı bir kuldur.
60. Eğer bizim sünnetimizin, düzenimizin ya-saları içinde, irademizin tecellisine uygun ol-saydı, sizin içinizden, yeryüzünde yerinize ge-çecek, size halef olacak melekler hazırlardık.