CÜZ : 25 - SAYFA : 496 - SÛRE : 43 - ZUHRUF : 74 - 89

74. Islâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme su-çu işleyen güç ve iktidar sahibi âsiler, suçlular, günahkârlar, fâsıklar ve kâfirler cehennem azâbında ebedî olarak kalacaklar. 75. Onların azapları hafifletilmeyecek, cezalan-dırılmalarına ara verilmeyecek. Onlar, azap içinde, kurtuluştan ümitlerini kesecekler. 76. Biz onlara, haksızlık etmedik, zulmetme-dik. Fakat onlar, inkârı, isyanı, küfrü alışkanlık haline getiren, baskı, zulüm ve işkenceyle, te-mel hak ve hürriyetleri kısıtlayan, Allah yolu-nu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen zâ-limlerdir. 77. Onlar cehennem bekçisine: “- Ey Mâlik, Rabbin bizim işimizi bitirsin” diye seslenirler. O da, “- Siz böyle kalacaksınız” der. 78. Andolsun, biz size, gerekçeli, hikmete da-yalı, toplumda hakça düzeni gerçekleştirecek hak kitap Kur’ân’ı getirdik, öldükten sonra di-riltilmeyi, hesabı ve cezayı anlattık. Fakat ço-ğunuz, doğruları getiren Kur’ân’dan, sorumluluktan hoşlanmıyorsunuz. 79. Yoksa onlar, peygamberi öldürmek, Is-lâm’a daveti baltalamak, Islâm’ın gelişmesini önlemek, müslümanların ilerlemesini engellemek için bu sefer işi sıkı mı tutmuşlar? Biz on-ları cezalandırmayı sıkı tutanlarız. 80. Yoksa onlar, bizim, sırlarını ve gizli ko-nuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? El-bette işitiriz. Elçilerimiz, meleklerimiz de onla-rın yanında zabıt tutmaya, yazmaya devam ediyorlar. 81. “- Eğer rahmet sahibi Rahman olan Al-lah’ın bir oğlu mevcut diyorsanız, Allah’a ço-cuk isnadını yalanlayıp inkâr edenlerin ilki ben olduğum gibi, Allah’ı ilâh tanıyanların, candan müslüman olarak Allah’a bağlananların, say-gıyla Allah’a kulluk ve ibadet edenlerin ilki de ben olurdum” de. 82. “- Göklerin ve yerin yaratıcısı, düzeninin hâkimi Rabbini, Arş’ın, sınırsız kudret ve iktidar makamının Rabbini onların yakıştırdıkları şeylerden tenzih ederim.” 83. Onları kendi hallerine bırak. Tehdit edil-dikleri günle karşılaşıncaya kadar, bâtıla dalıp, bilgisizce ileri geri konuşarak oynasınlar. 84. O, gökte olan tanrıdır, yerde olan tanrıdır. O hikmet sahibi ve hükümrandır, her şeyi bilir. 85. Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki varlık-ların ve imkânların mülkü, hükümranlığı ve tasarrufu kendisine ait olan Allah’ın şânı yüce-dir. Kıyametin kopacağı ânın bilgisi de O’nun katındadır. O’nun huzuruna götürülüp hesaba çekileceksiniz. 86. Onların, Allah’ı bırakıp kulları durumundakilerden ümit bağladıkları, yalvardıkları varlıklar, şefaat hakkına sahip değildir. Ancak bilerek, hakkı, Kur’ân’ı, İslâm’ı bayraklaştıranlar, örnek önderler, örnek mü’minler şefaat edebilir. 87. Eğer sen onlara, kendilerini kimin yarat-tığını sorarsan, elbette: “- Allah” diyecekler. O halde nasıl haktan ay-rılıp küfre çevriliyorlar. 88. “- Ya Rabbi, bunlar iman etmeyecek bir kavimdir” diyen peygamberin sözü haktır, ger-çektir. 89. Gene de, sen onlara azarlamadan, kına-madan müsamaha göster ve: “- Bizden uzak durun” de. Onlar yakında vaziyeti öğrenecekler.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa