

CÜZ : 25 - SAYFA : 499 - SÛRE : 44 - DÜHÂN : 40 - 59
40. Sorumluluk gereği, mükâfata nail olanla cezaya müstehak olanların muhakeme ile ayırt edileceği gün, onların hepsinin bir araya topla-nacağı gündür.
41. O gün, liderlerin, zenginlerin, liderler, zenginler, bağlıları ve tebeaları adına; kölelerin, köleler ve efendileri, efendilerin köleleri adına; köle azad edenlerin hürriyetlerine kavuşturdukları kimseler, hürriyetlerine kavuşturulanların azad
edenler adına; izzet ikramda bulunan kimsele-rin, ikramda bulundukları, ikramda bulunanla-rın ikram edenler adına; arkadaşın arkadaşı, sevenlerin birbirleri adına; dostların dostları, komşunun komşusu, ortağın ortağı, misafirin misafir adına; oğulların birbirleri adına; amca-nın, amca oğullarının, amca ve amca oğulları adına; yeğenlerin, hısımların, yeğenler ve hısım-lar adına; akrabaların birbirleri adına; velinin ve-lâyeti altındakiler adına, Allah’tan gelecek hiç-bir şeyi bertaraf edemeyecekleri, onlara hiçbir şekilde yardımın da yapılamayacağı bir gündür.
42. Ancak, Allah’ın rahmeti ve merhameti ile muamele ettiği kimselerin, mü’minlerin birbirlerine faydası olur, onlara yardım edilir. Kudret-li hükümran olan O’dur. Engin merhamet sa-hibidir.
* 43. Kaktüs bitkisi yemekleridir.
44. Bilerek günah işlemekte ısrar edenlerin yemeğidir.
45. Potadaki madenler gibi karınlarda kaynar.
46. Sıcak suyun kaynadığı gibi kaynar.
47. Allah meleklere:
“- Şunu tutun. Kaynayan, köpüren cehen-nemin ortasına sürükleyin” buyurur.
48. “- Sonra ceza olarak başından aşağı kaynar su dökün.”
49. “- Tat bakalım, sana böyle bir ceza lâyık! Çünkü sen güçlüsün, iktidar sahibisin, şerefli, itibarlısın” denir.
50. Işte sizin inkâr edip durduğunuz şey bu-dur.
51. Allah’a sığınıp, emirlerine yapışarak gü-nahlardan arınıp, azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü’minler güvenli makamlardadırlar.
52. Bahçelerde, akarsu kıyılarında ve pınar başlarındadırlar.
53. Ince, ipek ve parlak atlas kumaşlardan el-biseler giyerek, karşılıklı otururlar.
54. Bu nimetlere kavuşturduğumuz gibi, on-ları iri, güzel gözlü hurilerle eveririz.
55. Onlar orada, güven içinde canlarının çektiği her türlü meyvayı isterler.
56. Ilk tattıkları ölüm azâbının dışında artık orada ölüm azâbı tatmazlar, Allah onları kaynayan, köpüren cehennemin azâbından da korur.
57. Bunların hepsi Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. Bu, işte bu, büyük mutluluktur.
58. Biz Kur’ân’ı senin dilinle indirip kolay-laştırdık. Umulur ki, onlar düşünüp öğüt alırlar.
59. Artık sen, sana gelecek yardımı, onların başlarına gelecekleri gözle. Onlar da senin ba-şına gelecekleri gözleyip durmaktadırlar.