CÜZ : 25 - SAYFA : 501 - SÛRE : 45 - CÂSİYE : 14 - 22

14. Ey Muhammed, iman edenlere söyle: “- Allah’ın cezalandıracağı günlerin gelece-ğini ummayanları, cezalandırılma endişesi duy-mayanları şimdilik bağışlasınlar. Allah, her kavmi, işledikleri ameller karşılığında, hak ettikleriyle cezalandıracaktır.” 15. Gevşekliği bırakıp, hâlis niyet ve amaçlarla, Islâm esaslarını, Islâmî düzeni hayata geçiren, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayan, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olan, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler, kendi lehine sâlih amel işler, kendine iyilik etmiş olur. Kötü icraat yapan, kötülük eden, işlerini kötü yapan da kendine kötülük etmiş olur. Sonra Rabbinizin huzuruna götürülerek hesaba çekileceksiniz. 16. Andolsun, biz, Isrâiloğulları’na kitabı, Tev-rat’ı; hikmete dayalı hükümranlığı, icra ve yargı yetkisini, şeriatı ve peygamberliği vermiştik. On-lara, temizinden, helâlinden, sağlıklısından rızık ve servetler ihsan etmiştik. Onları âlemlere, ilâhî emirlere itaatkâr oldukları çağdaki ve bölgedeki insanlara üstün kılmıştık. 17. Dinî konularda, Hâtemül-enbiyâ’nın hak peygamber olduğu konusunda, devlet, millet, ekonomik hayat ve ümmet hayatı ile, kamu düzeni ile ilgili konularda onlara açık deliller, hükümler verdik. Ama onlar kendilerine doğru bilgiler geldikten sonra, liderliği ve hakimiyeti hep kendi uhdelerinde tutma hırsları, hasetleri, haksızlıkları, şer’î kurallara karşı çıkmaları ve bozgunculukları sebebiyle ayrı baş çekerek kasıtlı ihtilâf çıkardılar. Şüphesiz Rabbin, kasıtlı ayrılık çıkarmaya, çarpıtmaya devam ettikleri konularda, kıyamet günü onları sorguya çekecek, cezayı hak edenlerin hükmünü icra edecektir. 18. Bir de, seni, dini, devleti, ekonomiyi, siyaseti, sosyal ve ferdî hayatı düzenleyen şeriatı tebliğe, öğretmeye, yaşamaya, uygulamaya, benimsetmeye sorumlu olarak hazırlayıp görevlendirdik. Bilmeyenlerin, bilgi toplumu olmayanların şahsî arzu ve ihtiraslarına, bâtıla uyma. 19. Onlar, Allah’tan gelecek dînî-şer’î bir esasın sana ulaşmasını engelleyemezler. Inkâr ile isyan ile baskı, zulüm ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, hakka riayet etmeyen zâlimler birbirlerinin dostu, müttefiki, koruyucusudurlar. Allah da, kendisine sığınıp, emrine yapışarak, günahlardan arınıp, azaptan korunanların, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü’minlerin dostu, velisi, koruyucusudur, emirlerine uyacakları otoritedir. 20. Bu Kur’an, bütün insanların iyiliği, kur-tuluşu için önlerini aydınlatan, ufuklarını açan, güven sağlayan, basiretleriyle anlayabilecekleri âyetleri içeren bir kitaptır. Ilme, delile ve gerekçe-ye itibar eden, inanan bir kavim için de, bir hidâyet kaynağı - hidâyet rehberi ve bir rahmettir. 21. Yoksa fert ve toplum hayatında, kendi hayatlarında derin yaralar açan planlı kötülükler irtikap edenlerle; iman edip, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenlere, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanlara, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlara, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenlere, hayatlarında, ölümleri sırasında/ölüm aleminde eşit muamele yapacağımızı mı zannediyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar! * 22. Allah gökleri ve yeri, haklı bir gerekçe ile, hikmete dayalı, hesaplı bir düzen içinde yarat-mıştır. Herkes, işlediği amellerin, kazandığı se-vapların, yüklendiği günahların karşılığını görür. Onlara haksızlık edilmez, zulmedilmez.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa