CÜZ : 25 - SAYFA : 502 - SÛRE : 45 - CÂSİYE : 23 - 32

23. Şahsî arzu ve ihtiraslarını, kendisine ilâh haline getireni; hür iradeye, özgürce seçme hakkına sahipken, sana ve Kur’ân’a itibar et-meyeceğini bildiği için, Allah’ın hak yoldan uzaklaşmasına, dalâleti tercihine özgürlük ta-nıdığı, kulaklarını duyarsız, kalbini, kafasını an-layışsız hale getirdiği, gözlerine perde çektiği, basiretini bağladığı kimseyi görmüyor musun? Allah’ın dışında kim onu doğru yola iletebilir? Hâlâ öğüt almayacak mısınız? 24. “- Hayat, ölümümüzle sonuçlanan, yalnızca yaşamakta olduğumuz dünya hayatından ibarettir. Bizi ancak, geçen zaman yokluğa sürükler” dediler. Onların bu konuda ilmî verilere dayanan bir bilgileri yok. Onlar sadece böyle zannediyorlar. 25. Kendilerine âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman: “- Eğer sözünüzde doğru iseniz, atalarımızı diriltip getirin” demelerinden başka delil diye ileri sürebilecekleri bir şeyleri yok. 26. Onlara: “- Allah size hayat verir, yaşatır, sonra ecelleriniz gelince sizin ölümünüzü gerçekleştirir. Sonra sizi, gerçekleşeceği konusunda şüphe ol-mayan Kıyamet gününe toplayıp getirir. Fakat insanların çoğu bunu bilmiyorlar” de. * 27. Göklerin ve yerin mülkü ve hükümranlığı Allah’a aittir. Kıyametin kopacağı ânın geldiği gün, işte o gün, bâtıl yolda gidenler, bâtılın hâ-kimiyetini temin için hakkı baskı altında tutan güç ve iktidar sahipleri hüsrana uğrayacaklardır. 28. O gün, her milleti diz çökmüş görürsün. Her millet, kendilerine gönderilen ilâhî kitabı yeniden görmeye ve amel defterlerini okumaya sevkedilir. “- Bugün amellerinizin karşılığını görecek-siniz” denilir. 29. “- Işte tuttuğumuz sicil, amel defteri. Yüzünüze karşı hakkı, doğruyu söylüyor.” Biz, sizin bütün yaptıklarınızı en ince detayına kadar kaydediyorduk. 30. Iman edip, hâlis niyet ve amaçlarla, Islâm esaslarını, Islâmî düzeni hayata geçirenleri, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaş-masını sağlayanları, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanları, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işle-yenleri Rableri rahmetine garkedecektir. Işte bu büyük mutluluktur. 31. Allah’ı ve peygamberlerini inkârda ısrar edip küfre saplananlara ise: “- Size âyetlerim, Kur’ân’ım okunmadı mı? Büyüklük tasladınız, azgınlık ve zorbalık etti-niz, Islâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsi, suçlu, günah-kâr bir toplum oldunuz” buyurulur. 32. “- Diriltilme, hesap ve ceza ile ilgili Al-lah’ın va’di haktır, doğrudur. Kıyametin kopa-cağı ânın geleceğinde ve hesap sorulacağında şüphe yoktur” denildiğinde: “- Kıyamet nedir, bilmiyoruz. Yalnızca bir düşünceden, bir tasavvurdan ibaret sanıyoruz. Bu hususta ilme, delile dayanan kesin bir bilgiye, inanca sahip değiliz” demiştiniz.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa