CÜZ : 26 - SAYFA : 504 - SÛRE : 46 - AHKAAF : 6 - 14

6. Kıyamet günü, insanlar mahşerde toplan-dığı zaman, taptıkları şeyler kendilerine düşman kesilirler. Kendilerine tapıldığını inkâr ederler. 7. Bizim âyetlerimiz kendilerine açıkça okun-duğu zaman, Allah ve Rasûlünü inkârda ısrar edenler, kâfirler, kendilerine gelen gerekçeli, hik-mete dayalı, toplumda hakça düzeni gerçekleş-tirecek hak kitap Kur’an için: “- Bu aklı etki altına alan apaçık, büyüleyici bir söz” dediler. 8. Yoksa onu: “- Muhammed uydurdu” mu, diyorlar. “- Eğer onu ben uydurmuşsam, Allah’tan ba-na gelecek cezayı önlemeye sizin gücünüz yetmez. O sizin Kur’ân’a karşı yaptığınız hücumları, taşkınlıkları iyi bilir. Benim hak peygamber ol-duğuma ve tebliğ görevimi yaptığıma sizin de yalanlamanıza ve inkârınıza şâhit olarak Allah kâfidir. O çok bağışlayıcı ve engin merhamet sa-hibidir” de. 9. “- Ben Allah’ın Rasüllerinin ilki, geçmişte örneği benzeri olmayan, yenilikler icat eden biri değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilemem. Ben, ancak bana vahyedilene, Kur’ân’a tâbi oluyorum. Ben ancak sorumluluk, hesap ve cezanın varlığını açıklayan apaçık bir uyarıcıyım” de. 10. “- Hiç düşündünüz mü? Eğer bu Kur’an Allah tarafından gelmişse, siz de onu inkâr et-mişseniz; Isrâiloğulları’ndan bir şâhit, âlim birisi de, onun muhtevasının benzerini, Tevrat’ta görüp ona, Kur’ân’a inanmışken, siz büyüklük taslamaya, serkeşlik etmeye devam ederseniz, haksızlık etmiş olmaz mısınız? Allah, bile bile hakka riayet etmeyen, inkârda, isyanda ısrar eden zâlim bir kavmi doğru, hak yola sevketme lütfunda bulunmaz, başarıya ulaştırmaz” de. * 11. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, iman edenlere: “- Eğer Islâm’da bir hayır, bir menfaat olsay-dı, onlar, Islâm’ı kabulde bizi geçemezlerdi” derler. Onlar, böyle derken, doğru yola girmeye is-tekli olmadıkları için: “- Bu eski bir yalandır” da diyecekler. 12. Kur’ân’dan önce Muhammed’in peygamber olarak görevlendirileceği konusunda, itimat edilecek bir rehber ve bir rahmet olarak Mûsâ’ya gelen kutsal kitap vardı. Bu kitap, Kur’an da, Arapça konuşan Muhammed’in peygamberliğini tasdik etmektedir. Inkâr ile isyan ile kendilerine zulmedenleri, müşrikleri, baskı, zulüm ve işkenceyle, temel hak ve hürriyetleri, Allah yo-lunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen-leri, inkârda ısrar edenleri uyarması; iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan, müslüman idarecilere, askerî erkâna ve müslümanlara müjde olsun diye indirilmiş bir kitaptır. 13. “- Rabbimiz Allah’tır” deyip de, O’na giden doğru muhkem ve güvenli yolu takip ederek ita-atte daim olanlara, her iki dünyada da korku yok, geride bıraktıkları yakınları ve yapamadıkları şeylerden dolayı mahzun da olmayacaklar. 14. Işte onlar Cennet ehlidirler. Işlemeye devam ettikleri devamlı, amaçla örtüşen niyete da-yalı bilinçli amellerinin mükâfatı olarak orada ebedî yaşarlar.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa