

CÜZ : 26 - SAYFA : 506 - SÛRE : 46 - AHKAAF : 21 - 28
* 21. Âd kavminin soydaşını-kardeşini, Hûd’u hatırlayarak insanlara anlat. Hani o, kum tepelerinde, Ahkaf denilen yerde kavmini uyarmıştı. O bölgede, ondan önce ve ondan sonra sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan nice uyarıcılar, peygamberler vazifelerini ifa ederek geçip gitmiştir. Hûd, kavmine:
“- Yalnızca Allah’ı ilâh tanıyın, candan müslümanlar olarak Allah’ın hükmüne teslim olun, saygıyla Allah’a kulluk ve ibadet edin, yalnız Allah’ın şeriatına bağlanın, Allah’a boyun eğin. Ben sizin adınıza, büyük bir günün azâbından korkuyorum” demişti.
22. Onlar:
“- Sen, bizi, ilâhlarımızdan vazgeçirmek için mi, geldin? Eğer sözünde doğru isen, bizi tehdit ettiğin azâbı hemen getir” dediler.
23. Hûd:
“- O azâbın ne zaman geleceğine dair bilgi Allah katındadır. Ben, size özgürce tebliğ ile görevlendirildiğim dini anlatıyorum. Fakat ben, sizi bilgiden, muhakemeden uzak, tutarsız, ca-hilce davranan bir kavim olarak görüyorum” dedi.
24. O azâbı, vâdilerine doğru ansızın yayılan, akan bir bulut halinde gördükleri zaman:
“- Bu, bize yağmur yağdıracak, ufukta beli-ren bir buluttur” dediler. Hûd ise:
“- O, sizin küstahça acele gelmesini istediği-niz şeydir. O, içinde can yakıp inleten müthiş azap olan bir rüzgârdır” dedi.
25. “- O rüzgâr, Rabbinin icra planı dahilinde her şeyi yıkar, mahveder” dedi. Nihayet o kasırga gelince, sabahleyin onların evlerinden başka birşey görünmez oldu. Biz, Islâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesille-ri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsi, suçlu, günahkâr bir kavmi işte böyle cezalandırırız.
26. Andolsun, onlara, size vermediğimiz im-kân, kudret, iktidar, servet ve itibar vermiştik. Onlara kulaklar, gözler, akıllar ve kalpler ver-miştik. Fakat kulakları, gözleri, kalpleri ve akıl-ları onlara hiçbir fayda sağlamadı. Çünkü onlar Allah’ın âyetlerini bile bile inkâr ediyorlardı. Alay edip durdukları şeyin gücü kendilerini sa-rıverdi, işlerini bitirdi.
* 27. Andolsun, biz, sizin etrafınızda olan birçok memleketleri helâk ettik. Belki küfürlerinden, inkârlarından vazgeçip tevhide, hakka, doğru yola dönerler diye ikaz ifade eden kalıntıları çok yönlü açıkladık.
28. Allah’ı bırakıp, kulları durumundakilerden kendilerini Allah’a yaklaştırma ümidiyle edin-dikleri ilâhlar, onlara yardım etselerdi ya! Doğ-rusunu isterseniz, onları bırakıp kayboldular. Bunlar, onların yalanları ve uydurup durdukları şeylerdi.