

CÜZ : 26 - SAYFA : 513 - SÛRE : 48 - FETH : 10 - 15
10. Sana biat edenler, sosyal ve siyasî söz-leşme yapanlar, reylerini açıkça belirtenler, sözleşmelerini yenileyenler, kesinlikle Allah’a biat ediyorlar. Onların bizzat sosyal ve siyasî sözleşmeye katılmaları ve sözleşmelerini yeni-lemeleri sebebiyle, Allah’ın eli de biat sırasında onların ellerinin üstündedir, onlarla beraberdir, onları sayısız imkânlara ve nimetlere, karşı konulmaz güce kavuşturacak ve koruyacaktır. Kim Allah’a ve Rasûlüne verdiği ahdi, sözü bo-zarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah’a olan ahdine, sözüne, taahhüdüne bağlı kalırsa, Allah ona büyük mükâfatlar vere-cektir.
*H 11. Yakında, savaşa giden orduya katılmayıp cephe gerisinde kalan Bedevî Araplardan bazı-ları, sana:
“- Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu, bi-zi meşgul etti. Allah’tan bizim bağışlanmamızı, koruma kalkanına alınmamızı dile” diyecekler. Onlar kalplerinde, akıllarında olmayanı, dille-riyle söylüyorlar.
“- Allah, size bir zarar gelmesini dilerse, ve-ya bir fayda elde etmenizi isterse, O’na karşı kimin bir şey yapmaya gücü yetebilir? Kaldı ki, Allah işlediğiniz gizli-açık bütün amellerden haberdardır” de.
12. “- Aslında siz, peygamber ve mü’minlerin ailelerine geri dönemeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize, akıllarınıza süslenip gü-zel gösterildi de, ortalık bulandıran, fesada se-bep olan düşünce ve inançlar taşıdınız. Helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.”
13. Allah ve Rasûlüne iman etmeyenlere, kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere, nankörlere, körüklenen alev püsküren dehşetli bir ateş hazırladık.
14. Göklerin ve yerin mülkü ve hükümranlığı Allah’ındır. Sünnetine, düzeninin yasalarına uy-gun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıkları koruma kalkanına alır, ba-ğışlar, sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve so-rumlu varlıkları cezalandırır da. Allah çok ba-ğışlayıcı ve engin merhamet sahibidir.
15. Siz ganimetleri almak için gittiğinizde, sa-vaşa giden orduya katılmayıp cephe gerisinde kalanlar:
“- Bırakın, ellemeyin, biz de arkanıza düşelim” diyeceklerdir. Onlar, Allah’ın kelâmını, hükmünü değiştirmek istiyorlar. Onlara:
“- Siz, asla bizim peşimize takılamazsınız. Allah, daha önce sizin için böyle buyurmuştur” de. Onlar size:
“- Aslına bakarsanız, siz bizi kıskanıyorsu-nuz” diyeceklerdir. Bilâkis onlar, senin söyle-diklerinden işlerine gelen kadar azıcık bir şey anlamayı alışkanlık haline getirmişlerdir.