CÜZ : 26 - SAYFA : 514 - SÛRE : 48 - FETH : 16 - 23

16. Savaşa giden orduya katılmayıp cephe gerisinde kalan Bedevî Araplar’dan bazılarına: “- Siz, yakında çok kuvvetli savaşçı bir milletin karşısına çıkacak orduya katılmaya davet edileceksiniz. Epeyce bir zayiat vererek onlarla savaşabilirsiniz. Onlar barış isteyerek savaşsız Islâm’ı da kabul etmiş olabilirler. Eğer emre ita-at ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama, daha önce, orduya iştirak etmediğiniz, halkı yönlendirdiğiniz gibi, yine iştirak etmez, halkı istediğiniz istikamette yönlendirirseniz, Allah sizi can yakıp inleten müthiş bir azap ile cezalandırır” de. 17. Savaşa katılmayan köre vebal yoktur, to-pala vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. Al-lah’a ve Rasûlüne itaat edeni, Kur’ân’ı ve sünneti uygulayanı Allah, altından ırmaklar akan Cennet konaklarına koyacaktır. Kim de savaştan geri kalır, halkı istediği istikamette yönlendirir-se, onu can yakıp inleten müthiş bir azap ile cezalandırır. * 18. O ağacın altında sosyal ve siyasî sözleş-meye katılıp açıkça reylerini belirterek yenilerlerken, sana biat ederlerken, Allah şuurlu ve kâmil mü’minler adına elbette razı olmuştur. Kalplerinde, akıllarında olanı bilmiş, onlara güven duygusu indirmiş ve onları pek yakın bir fetih ile mükâfatlandırmıştır. 19. Allah onları, elde edecekleri birçok gani-metlerle de mükâfatlandırdı. Allah kudretli, hikmet sahibi ve hükümrandır. 20. Allah kıyamete kadar size elde edeceğiniz birçok ganimetler va’detmiştir. Bunu size hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çektirmiştir. Bunu, mü’minlere bir müjde işâreti olsun ve sizi doğru, muhkem, mûtedil ve güvenli yolda, Islâmî hayatta başarıya ulaştırsın diye böyle yapmıştır. 21. Henüz almaya güç yetiremediğiniz, ele geçiremediğiniz ganimetler de var. Allah bilgisiyle ve kudretiyle o ganimetleri sizin için abluka altına almıştır. Allah’ın her şeye gücü kudreti yeter. 22. Eğer kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler sizinle savaşsalardı, el-bette arkalarına dönüp kaçarlardı. Sonra bir hâ-mi, bir dost, bir koruyucu ve bir yardım eden de bulamazlardı. 23. Allah’ın mü’minlere yardımı, kâfirleri ye-nilgiye uğratması ile ilgili öteden beri gelen ka-nunu, sünneti budur. Allah’ın sünnetinde asla değişiklik göremezsin. Onların yerini dolduracak bir kanun da bulamazsın.

Sûreler ve Sayfalar
Önceki Sayfa - Sonraki Sayfa