

CÜZ : 27 - SAYFA : 523 - SÛRE : 51 - ZÂRİYÂT : 31 - 51
31. Ibrahim:
“- Asıl önemli işiniz nedir, ey elçiler?” dedi.
32. Melekler:
“- Allah’ın koyduğu kuralları tanımayan, Islâm’a planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güçlü bir kavme görevli olarak gönderildik” dediler.
33. “- Üzerlerine, çamurdan dökülerek, pişirilmiş taşlar yağdırmaya geldik.”
34. “- Bu taşlar, cahilce davranarak meşruiyet sınırını aşan toplumlar için Rablerinin katında damgalanarak yağdırılacaktır.”
35. “- Bunun üzerine orada bulunan mü’minleri çıkardık.”
36. “- Zaten orada, bir ev halkının dışında Islâm’ı yaşayan müslüman kimse bulamadık.”
37. Can yakıp, inleten müthiş azaptan korkanlar için orada kalıntılar, ibretler, uyarı işareti bıraktık.
38. Mûsâ’da da, ibretler vardır. Apaçık bir ferman ile, ilâhî bir yetki ile görevli olarak Firavun’a özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere göndermiştik.
39. Firavun, kurmayları ve ordusuyla birlikte, güç ve iktidarlarını kullanarak halkı istedikleri istikamette yönlendirmişler, Mûsâ’nın peygamberliğine imandan yüz çevirmişler ve Mûsâ’ya:
“- Büyüleyerek aklı etki altına alan veya cinlere mahkûm olmuş delidir” demişlerdi.
40. Onu, Allah’a âsî olan ilâhî kuralları tanımayan askerî erkânını ve ordularını da tutup denize attık. O pişmanlık duyarak kendisini kınayıp duruyordu.
41. Âd kavminde de ibretler vardır. Üzerlerine, köklerini kurutmakla görevli bir rüzgâr estirmiştik.
42. Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi canlı bırakmıyor, kül haline getiriyordu.
43. Semûd kavminde de, ibretler vardır. Hani kendilerine:
“- Cezalandırma vaktiniz gelinceye kadar, zevku safâ sürün, dünya nimetlerinden faydalanın” denil-mişti.
44. Rablerinin koyduğu düzene, şer’î hükümlere karşı geldiler. Onlar azâbı beklerlerken, başlarının üzerinde dolaşan felâketi hissede hissede onları yıldırım çarptı.
45. Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım eden-leri de olmamıştı.
46. Bunlardan önce de, Nuh kavmini helâk et-miştik. Onlar doğru ve mantıklı düşünmeyi terkeden, fâsık, âsi, bozguncu bir kavimdi.
* 47. Göğü, sonsuz kudretimizle, sayısız teknikle, tu-tarlı kanunlarla, enerji yükleyerek, nimetlerle dolu olarak biz yükseltip düzenledik, tavan olarak inşa ettik. Ve onu elbette biz genişletmeye, enerji yüklemeye devam ediyoruz, rızkı bollaştırıyoruz. Bunların hepsini yapmaya bizim gücümüz kudretimiz yeter.
48. Sizin yaşamanız, yerleşmeniz, menfaatiniz için, yeryüzünü, tarıma elverişli ovalar, iskâna uygun araziler haline, işlevli hale getirdik. Biz ihtiyaçlarınıza uygun olacak şekilde ne güzel düzenleme yapıyoruz.
49. Her türden, erkekli dişili, birbirinden farklı, birbirinin tamamlayıcısı çiftler yarattık. Ola ki, düşünüp öğüt alırsınız
50. “- Inkârdan, isyandan, zulümden, cezadan kaçarak Allah’a sığının. Ben, size, O’nun katından gelmiş, sorumluluk, hesap ve cezanın varlığını açıklayan bir uyarıcıyım.”
51. “- Allah ile beraber başka bir tanrı edinmeyin. Ben size, O’nun tarafından gelmiş sorumluluk, hesap ve cezanın varlığını açıklayan apaçık bir uyarıcıyım.”