

CÜZ : 3 - SAYFA : 48 - SÛRE : 2 - BAKARA : 275 - 281
275. Ribâ, fâiz geliri yiyenler,
kesinlikle şeytanın çarptığı, cinnet nöbetindeki
kimseler gibi, toplumda huzur ve düzen bozucu davranırlar;
kıyamet günü, cinnet nöbeti geçirenler gibi
kabirlerinden kalkarlar. Bu ceza onlara:
“- Alışverişe dayalı kazanç elde etme düzeni de
kesinlikle fâizciliğe dayalı gelir elde etme
düzenine benziyor” demeleri sebebiyledir.
Halbuki Allah ticarî alışverişleri helâl ve
meşrû kılmış, fâizciliği ve fâizi de haram kılmıştır.
Bundan böyle kim, Rabbinden kendisine gelen
bir öğüt, bir sorumluluk uyarısı üzerine,
aklını kullanarak fâizciliğe son verirse;
geçmişte olan kendisine, hakkındaki hüküm de
Allah’a kalmıştır.
Kim de tekrar fâizciliğe dönerse, işte onlar
cehennemliktirler. Onlar, orada ebedî kalırlar.
276. Allah eksilte eksilte fâizi mahveder,
fâizli paranın ve fâiz gelirinin bereketini giderir.
İmanda sadâkatin ve kemâlin ifadesi olan sadakaları,
keffaretleri, vergileri, vicdanları, servetleri,
sosyal bünyeleri arındıran zekâtları verilen
malları bereketlendirir.
Allah inkârda, küfürde, bilerek günah işlemekte,
nankörlükte ısrar edenleri sevmez.
277. İman ederek, hâlis niyet ve amaçlarla,
İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenler,
iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû,
faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını
sağlayanlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak,
düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanlar,
cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenler,
namazları erkânına, şartlarına, vaktine riayet ederek,
aksatmadan âşikâre kılanlar, vicdanlarını, servetlerini,
sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan
zekâtı verenlerin Rableri katında mükâfatları vardır.
Onlara her iki dünyada da korku yok.
Geride bıraktıkları yakınları ve yapamadıkları
şeylerden dolayı mahzun da olmayacaklar.
278. Ey iman nimetine kavuşanlar, Allah’a sığının,
emirlerine yapışın, günahlardan arınıp, azaptan korunun.
Eğer gerçekten mü’min iseniz, eskiden kalan
alınmamış fâiz alacaklarınızdan vazgeçin.
279. Eğer böyle yapmazsanız,
Allah ve Rasûlü tarafından fâizcilere verilen
savaş ültimatomundan haberiniz olsun.
Eğer tevbe ederseniz, günah işlemekten vazgeçip
Allah’a itaate yönelirseniz, anaparalarınız sizindir.
Haksızlık etmeyeceksiniz, haksızlığa da uğratılmayacaksınız.
280. Eğer borçlu, darlık, ekonomik sıkıntı içindeyse,
eli genişleyinceye kadar ona mühlet vermek gerekir.
Darda olan borçlulardaki alacağınızı,
imanda sadâkatin ve kemâlin ifadesi olan sadakaya,
malî mükellefiyetlere sayarak bağışlamanız,
bilirseniz eğer, böyle fazileti yüksek, mükâfatı
büyük bir davranış, sizin için daha hayırlıdır.
281. Allah’ın huzuruna götürülüp hesaba çekileceğiniz,
sonra da herkese kazandığının karşılığının,
hak ettiğinin tam olarak verileceği,
günahlarının cezasının âdil infaz edileceği,
kimsenin haksızlığa uğratılmayacağı bir günden
Allah’a sığınıp, emirlerine yapışarak,
günahlardan arınarak azaptan korunun.