

CÜZ : 3 - SAYFA : 55 - SÛRE : 3 - ÂL-i İMRÂN : 30 - 37
30. Herkes, devamlı, bilinçli, amaçla örtüşen
niyete dayalı, yaptığı iyilikleri de, bilinçli olarak
işlediği kötülükleri de önünde hazır bulacağı bir günde,
keşke kendisiyle işlediği kötülükler arasında
uzak bir mesafe olsa diye arzu eder.
Allah sizi, asıl kendisinin cezalandırmasından
korunmanız için uyarıyor.
Allah kullarına karşı çok merhametlidir.
* 31. Onlara:
“- Siz Allah’ın affına mazhariyet istiyor,
Allah’ı seviyorsanız bana tâbi olun,
benim sünnetime uyun, uygulayın ki, Allah da
sizi sevsin, günahlarınızı bağışlasın.
Allah çok bağışlayıcı, engin merhamet sahibidir” de.
32. Onlara:
“- Allah’a itaat edin, Kitabındaki
hükümleri uygulayın. İlâhî hükümleri icraya,
ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya
memur tek yetkili rasûlüne itaat edin.
Sünnetini uygulayın. Eğer Allah’a ve rasûlüne
itaatten yüz çevirir, güç ve iktidarınızı kullanarak,
halkı istediğiniz istikamette yönlendirir,
Kur’ân’ı ve sünneti uygulamazsanız, Allah’ın
azabından kurtulacağınızı mı zannediyorsunuz?
Bilin ki Allah, kulluk sözleşmesindeki
ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve
sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip
inkârda ısrar eden kâfirleri sevmez” de.
33. Allah Âdem’e, Nûh’a, İbrahim ailesine
ve nesline, İmran ailesine, âlemler, insanlar üzerinde
seçkin bir yer verdi.
34. Bunlar birbirinden gelmiş bir sülâledir.
Allah her şeyi işitir, her şeyi hakkıyla bilir.
35. İmran’ın karısı:
“- Rabbim, karnımdakini hür,
baskılara boyun eğmeyen, samimi bir kul olarak Sana,
Senin mabedine adadım. Adağımı kabul buyur. Sen, sadece
Sen niyazımı işitiyor, niyetimi biliyorsun” dedi.
36. Onu doğurduğu zaman, -Allah onun ne doğurduğunu,
istediği erkek çocuğun bu kız gibi eşsiz biri
olmayacağını iyi bildiği halde-:
“- Rabbim, ben bir kız doğurdum. Ona Meryem adını verdim.
Onu ve soyunu kovulmuş, itaat dışına çıkmış,
şeytanın, şeytanî güçlerin şerrinden
senin himayene tevdi ediyorum” dedi.
37. Erkek hizmetkârın yerini dolduramaz zannettikleri
Meryem’e, yaratan, yaşama kabiliyeti gücü ve
varlıklara işleyiş düzeni veren, koruyan, kontrol eden
Rabbi o derece hüsnü kabul gösterdi ki, onu, ilk yaratılışa
benzer bir yaratma ile, bir ümmete hizmet edecek,
dölsüz, güzel bir oğul ihsanına lâyık gördü.
Onun bakımını, nafakasını, ihtiyaçlarının karşılanmasını,
Zekeriyya’nın sırtına yükledi, onu Zekeriyya’nın
himayesine verdi. Zekeriyya mabeddeki özel bölmede
onunla her karşılaştığında Meryem’in yanında
yiyecekler, meyvalar görür:
“- Ey Meryem, bunlar
sana nereden geliyor?” diye sorardı.
O da: “- Bu Allah tarafındandır, Allah sünnetine,
düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine
tâbi, akıllı ve sorumlu kimselere, lütuf ve ihsanından
kayda geçirilmeyen, dara düşürmeyen, ölçüye tartıya
vurulmayan, hesabı sorulmayan, itiraza mahal olmayan
hesapsız nimet ve rızık verir” derdi.