

CÜZ : 3 - SAYFA : 54 - SÛRE : 3 - ÂL-i İMRÂN : 23 - 29
23. Bu mükemmel kutsal kitaptaki bir kısım
emir ve hükümleri uygulamakla sorumlu tutulan
yahudi âlimlerini görmüyor musun?
Aralarındaki ihtilâflı konularda hakem olması,
idarî düzene esas teşkil etmesi için
Allah’ın kitabına imana, tamamını uygulamaya
davet ediliyorlar, teşvik ediliyorlar da,
içlerinden bir kısmı tebliğ faaliyetine karşı
tedbirler alarak yüz çevirip, güç ve
iktidarlarını kullanarak, halkı istedikleri
istikamette yönlendirmeye devam ediyorlar.
24. Bu, onların:
“- Sayılı günlerin dışında bize
asla ateş dokunmayacaktır” demeleri sebebiyledir.
Uydurmaya devam ettikleri şeyler, dinleri,
medeniyetleri konusunda kendilerini yanıltmıştır.
25. Hesap günü olduğu ve gerçekleşeceği
konusunda şüphe olmayan bir gün dolayısıyla onları
topladığımız vakit halleri nasıl olacaktır?
O gün, herkese işlediği amellerin kazandığı sevapların
karşılığı, hak ettiği tamı tamına ödenecektir,
yüklendiği günahların cezaları âdil infaz edilecektir.
Onlara haksızlık yapılmayacaktır.
26. “- Allahım, ey mülkün, devletin,
saltanatın gerçek sahibi!
Sen mülkü, devleti, saltanatı sünnetine,
düzeninin yasalarına uygun olarak, iradenin
tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimselere verir,
mülkü, devleti, saltanatı sünnetine,
düzeninin yasalarına uygun olarak,
iradenin tecellisine tâbi, akıllı ve
sorumlu kimselerden de çeker alırsın.
Sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak,
iradenin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu
kimseleri aziz eder, güçlendirir yüceltirsin,
sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak,
iradenin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu
kimseleri de zelil eder, zayıflatır, alçaltırsın.
Hayırlı olanı seçmek de,
sınırsız hayır da senin elindedir.
Çünkü sen şeriatının, kanunlarının
cârî olduğu her şey üzerinde gücünü
kudretini kullanır, düzenlemeni yaparsın” de.
27. Geceyi devamlı gündüzün içine sokarak uzatırsın.
Gündüzü de gecenin içine sokar uzatırsın.
Ölüden diri, tohum ve yumurtadan canlı,
kâfirden mü’min, cahilden âlim çıkarırsın.
Diriden de ölü, canlıdan tohum ve yumurta,
mü’minden kâfir, âlimden cahil çıkarırsın.
Allah’ın sünnetine, düzeninin yasalarına
uygun olarak iradesinin tecellisine tâbi,
akıllı ve sorumlu kimselere, lütuf
ve ihsanından kayda geçirilmeyen,
dara düşürmeyen, ölçüye tartıya vurulmayan,
hesabı sorulmayan, itiraza mahal olmayan
hesapsız rızık ve servet verirsin.
28. Mü’minler, şuurlu ve kâmil mü’minleri bırakıp da
kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini,
Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini
şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden
kâfirleri, kamu görevlerini icraya yetkili
kılmasınlar, candan dost, müttefik edinmesinler.
Kimler böyle yaparsa, Allah’tan gelen hiçbir
dînî-şer’i esasla ilgileri kalmaz, Allah ile
bütün velâyet-himaye bağlarını koparmış, Allah’ın
rahmetinden, yardımından uzaklaşmış olurlar.
Ancak onlar tarafından gelmesi muhtemel
bir zarardan gerçekten korunmanız için
yaptığınız dostluk-ittifak müstesnâdır.
Allah sizi, asıl kendisinin azabından korunmanız,
emirlerine yapışmanız, kulluk ve sorumluluk
şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize
sahip çıkarak şahsiyetli davranmanız, dinî
ve sosyal görevlerinizin bilincinde olmanız
gerektiği konusunda uyarıyor.
Sonuçta Allah’ın huzuruna varıp hesap vereceksiniz.
29. Onlara:
“- Gönüllerinizdekini, kâfirlerle
işbirliği ve ittifak yapma düşüncenizi gizleseniz de,
Allah bilir, açığa vurursanız da Allah bilir.
Göklerdeki varlıkları ve imkânları
ve yerdeki varlıkları ve imkânları da bilir.
Allah’ın her şeye gücü kudreti yeter” de.