

CÜZ : 4 - SAYFA : 64 - SÛRE : 3 - ÂL-i İMRÂN : 101 - 108
101. Size birliği, karşılıklı sevgiyi,
ihtilâftan uzaklaşmayı emreden
Allah’ın âyetleri okunurken, Allah’ın rasûlü de
aranızda, sünneti, hadisleri elinizde iken,
nasıl inkâra, küfre saparsınız?
Kim Allah’a, Allah’ın dinine, sımsıkı bağlanır,
himayesine sığınırsa, doğru, muhkem, mûtedil,
güvenli yolu, İslâmî hayatı bulmuş olur.
* 102. Ey iman nimetine kavuşanlar, müttakı olmanın
bütün icaplarını yerine getirerek, takva esaslarını
hayata geçirerek, lâyıkı veçhile Allah’a sığının,
Kur’an esaslarını benimseyip,
geçmiştekilerin hâkim oldukları gibi,
yeryüzüne hâkim olan sâlih kullara dahil olarak
Allahın emirlerine muhalefetten korunun.
Kesinlikle İslâm’ı yaşayan müslüman olarak
ruhunuzu teslim edin.
103. Hepiniz, Allah’a olan bağınıza, taahhüdünüze,
Kur’ân’a, İslâm’a sadakatle sarılarak,
Allah’ın himayesine sığının. Birbirinize düşmeyin,
bölük pörçük olmayın, parçalanmayın.
Allah’ın size ihsan ettiği nimetleri,
size tevdî ettiği ilâhî değerleri, şeriatı koruyun,
kollayın, zâyi etmeyin.
Hani siz, birbirinize düşman idiniz de,
O gönüllerinizi, akıllarınızı birleştirip,
sizi birbirinize kaynaştırmıştı.
O’nun nimeti, İslâm dini sayesinde kardeş olmuştunuz.
Ateşten bir çukurunun kenarında,
ateşe düşmek üzere iken, oradan da, sizi O kurtarmıştı.
Böylece Allah iyiliği, birliği emreden,
yahudilerin ve diğerlerinin tuzaklarından
sakındıran âyetlerini size açıklıyor.
Umulur ki, doğru yolu bulur, İslâm’da sebat etmiş olursunuz.
104. İçinizden, iyiliğe, dünya ve âhiret için
en hayırlı olana, İslâm’a, Kur’ân’a,
Kur’an ilkeleriyle yaşamaya davet eden,
teşvik eden, sevkeden; Kur’ân’ın ve sünnetin
hükümlerini, meşrû olanı, İslâmî kurallarla
örtüşen örfü, ilmî verileri, mü’minlerin tasvip ettiği,
icrasında hayır gördüğü planları, programları,
adaleti uygulayarak, kamu düzenini sağlayan,
iyiliği emreden, şeriatın suç saydığı ve haram kıldığı,
kamu vicdanının tasvip etmediği, mü’minlerin icrasında
hayır görmediği şeyleri, bunların savunuculuğunu,
sözcülüğünu akıllarını kullanıp yasaklayarak,
önleyici tedbirler alarak kamu güvenliğini temin eden,
teşkilatçı, eğitimli, yetişmiş, yönetici, uzman,
tutkun kadrolar, müesseseler (devlet-sivil toplum
kuruluşları) bulunsun. Onlar, işte onlar kurtuluşa
ebedî nimetlerle mutluluğa erenlerdir.
105. Kendilerine apaçık âyetler, deliller geldikten sonra,
birbirinize düşerek bölük pörçük olup, parçalanıp,
ayrı baş çekerek kasıtlı ihtilâf çıkaran,
doğru bilgileri çarpıtan ehlikitap gibi olmayın.
Onlar, işte onlar için büyük bir ceza vardır.
106. Nice yüzlerin ak olacağı,
nice yüzlerin kara olacağı gün onlara
acı bir azap vardır. Yüzü kara olanlara:
“- Kitaplarınızda, Tevrat’ta ve İncil’de vasıfları
belirtilen, müjdelenen, açıkça görevlendirileceği
size bildirilen Muhammed’e, görevlendirilmeden önce
iman ettiğiniz halde görevlendirildikten sonra
inkâr mı ediyorsunuz? O halde, inkârınız,
küfrünüz sebebiyle azabı tadın” denir.
107. Yüzleri ak olanlar ise Allah’ın rahmetine
mazhar olmuşlardır. Orada ebedî yaşayacaklar.
108. İşte bunlar, hakkı ayakta tutmak için, uyguladığımız
adâletle ilgili okuduğumuz Allah’ın âyetleridir.
Allah âlemlere, insanlara ve cinlere
hiçbir haksızlık yapmak istemiyor.