

CÜZ : 3 - SAYFA : 62 - SÛRE : 3 - ÂL-i İMRÂN : 84 - 91
109. Göklerdeki varlıklar ve imkânlar, yerdeki varlıklar
ve imkânlar Allah’ındır, Allah’ın tasarrufundadır.
Bütün planların icra edilerek sonuçlandırıldığı,
bütün icraatların, amellerin hesabının sorulduğu
tek merci Allah’tır.
* 110. İnsanların iyiliği, faydalanması için ortaya çıkarılmış,
seçilmiş, her tarafa dağılmış, en hayırlı millet,
en hayırlı kadrolar, hayır toplumu haline geldiniz.
Kur’ân’ın ve sünnetin hükümlerini, meşrû olanı,
İslâmî kurallarla örtüşen örfü, ilmî verileri,
mü’minlerin tasvip ettiği, icrasında hayır gördüğü planları,
programları, adâleti uygulayarak, kamu düzenini sağlıyor,
iyiliği emrediyor, şeriatın suç saydığı ve haram kıldığı,
kamu vicdanının tasvip etmediği, mü’minlerin icrasında
hayır görmediği şeyleri bunların savunuculuğunu,
sözcülüğünü akıllarınızı kullanıp yasaklayarak,
önleyici tedbirler alarak kamu güvenliğini
temin ediyorsunuz.
Allah’a samimiyetle iman ediyorsunuz.
Ehlikitap da iman etmiş olsaydı,
kendileri için daha hayırlı olurdu.
İçlerinden az bir kısmı ehlitevhittir.
Fakat onların çoğu, doğru ve mantıklı düşünmenin,
hak dinin dışında fâsıktır, âsi ve bozguncudur.
111. Ehlikitap, birtakım üzücü sözlerin dışında
size bir zarar veremez. Sizinle savaşmak
mecburiyetinde kalsalar, size arkalarını dönüp
kaçarlar. Üstelik onlara yardım da edilmez.
112. Yahudiler, nerede bulunurlarsa bulunsunlar,
Allah’a ve insanlara taahhütlerine sadâkatle
bağlanmadıkça, Allah’ın ahdine, zımmîlik statüsüne,
insanların, müslümanların himayesine sığınmadıkça
aşağılanma, onların üzerlerine çökertilen
sıkıntı haline getirildi.
Allah’ın hışmına, gazabına uğramışlardır.
Ülkelerinden ve kavimlerinden uzakta yaşama da
onların değişmez, ayrı düşünülmez sıkıntıları
haline getirildi. Bütün bunlar Tevrat ve Kur’an’daki
Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri,
haklı bir sebep ortada yokken
peygamberleri öldürmeleri yüzündendir.
İsyan etmeleri, haddi aşmayı
alışkanlık haline getirmeleri sebebiyledir.
113. Onların hepsi aynı hükme tâbi değildir.
Ehlikitaptan ehlitevhid olan, ibadetlerini
yerine getiren, İslâmî sorumluluk sahibi
cemaatler de vardır. Gecenin ilerleyen saatlerinde
secdelere kapanarak namaz kılarlarken
Allah’ın âyetlerini okurlar.
114. Allah’a, Allah’a imanın gerektirdiği esaslara,
âhiret gününe iman ederler. Kur’ân’ın
ve sünnetin hükümlerini, meşru olanı,
İslâmî kurallarla örtüşen örfü, ilmî verileri,
mü’minlerin tasvip ettiği, icrasında hayır gördüğü
planları, programları, adaleti uygulayarak,
kamu düzenini sağlarlar, iyiliği emrederler.
Şeriat’ın suç saydığı ve haram kıldığı,
kamu vicdanının tasvip etmediği, mü’minlerin
icrasında hayır görmediği şeyleri bunların
savunuculuğunu, sözcülüğünü akıllarını kullanıp
yasaklayarak, önleyici tedbirler alarak
kamu güvenliğini temin ederler.
Dünya ve âhiret için en hayırlı işlerde,
Kur’an öğretmede, Kur’an ilkelerini yaşamada
Allah’ın emirlerini yerine getirmede
birbirleriyle yarış ederler. Onlar dindar,
ahlâklı, hayır-hasenât sahibi müslümanlardan,
sâlihler zümresindendir.
115. Onların yaptıkları iyiliğin, ihsanın, izzetin,
ikramın, yerine getirdikleri İslâmî emirlerin
hiçbiri karşılıksız bırakılmayacak,
onlara asla nankörlük edilmeyecektir.
Allah kendisine sığınıp, emirlerine yapışarak
günahlardan arınıp, azaptan korunanların,
kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve
özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli
davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan
mü’minlerin samimi-yetlerini biliyor.