

CÜZ : 4 - SAYFA : 72 - SÛRE : 3 - ÂL-i İMRÂN : 158 - 165
158. Andolsun ki, ölseniz de öldürülseniz de, toplanıp Allah’ın huzuruna getirileceksiniz.
159. O vakit, Allah’ın lutfettiği rahmet peygamberliği icabı onlara yumuşak davrandın. Eğer kötü huylu, sert mizaçlı, katı yürekli olsaydın, akılsızca davransaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onlara af ile muamele yap. Bağışlanmalarını, koruma kalkanına alınmalarını dile. Devlet, ekonomi, savunma ve sosyal hayat ile ilgili planlama, kamu düzeni ve yönetimle ilgili kararları mü’minlerle istişare ederek al, yönetime katılmalarını sağla. Kararını verdiğin zaman da, Allah’a dayanıp güvenerek, sonuçlarını O’na havale ederek hemen icra et. Allah tevekkül sahibi müslümanları, kendisine güvenip dayananları sever.
160. Size Allah yardım ederse, kimse sizi yene-mez, kimse size üstün gelemez. Eğer o sizi ken-di halinize bırakır yardımını keserse, artık on-dan sonra size kim yardım edebilir? Mü’minler Allah’a, sadece Allah’a dayanıp güvensinler, iş-lerini O’na havale etsinler.
161. Hiçbir peygambere, emanete, devlet-ka-mu malına hıyanet yakışmaz; Ashabı, ümmeti tarafından da peygambere hıyanet edilmesi olacak iş değildir. Kim emanete, devlet-kamu malına hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ettiği şey sırtında yüklü, boynunda asılı halde, rezil rüsvay bir vaziyette teşhir edilerek gelir. Sonra herkese işlediği amellerin kazandığı sevapların karşılığı, hak ettiği tamı tamına verilir, yüklendiği günahların cezaları âdil infaz edilir. Onlara haksızlık yapılmaz.
162. İman ederek, Kur’ân ve sünneti uygu-layarak Allah’ın rızasına ulaşma mertebesini gözetenle, inkâr ederek, günah bataklığına sap-lanarak Allah’ın hışmına uğrayan bir olur mu hiç? Ötekinin mekânı cehennemdir. Cehennem ne kötü bir cezalandırma ve nihaî bir dönüş yeridir.
163. İnsanlar amellerine göre Allah katında farklı makamlardadırlar. Allah onların işledikleri amelleri biliyor, görüyor.
* 164. Andolsun ki, içlerinden kendilerine Al-lah’ın âyetlerini okuyan, kendilerini, vicdanla-rını arındıran, onlara okuma-yazmayı, kitabına, Kur’ân’a vukufu, ilmi, hikmeti, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisini, sünnetini öğreten tek başına özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere bir rasül görevlendirmekle Allah mü’minlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar, başlarına buyruk bir hayat, koyu bir cehalet, dalâlet ve bozuk düzen içinde idiler.
165. Bedir’de iki katını düşmanınızın başına getirdiğiniz bir belâ, Uhut’ta kendi başınıza gel-diği için mi,
“- Bu nasıl oluyor?” dediniz. Sen de:
“- Bu yenilgi, yerleştirildiğiniz savunma mevziini bırakmanızdan, peygamberin görüşü-ne aykırı davranmanızdan, Bedir esirlerini fidye karşılığı salıvermenizden, kendi kusurunuzdan kaynaklanmaktadır. Çünkü Allah kanunlarının cârî olduğu her şey üzerinde gücünü kudretini kullanır, düzenlemesini yapar” de.