

CÜZ : 4 - SAYFA : 74 - SÛRE : 3 - ÂL-i İMRÂN : 174 - 180
174. Bu durumda savaşa gidenler, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan, Allah’ın nimeti ve lütfuyla sağ salim geri döndüler. İmanları, Kur’ân ve sünneti uygulamaları sebebiyle Allah’ın rızasına ulaşma mertebesine mazhar oldular. Allah büyük lütuf sahibidir.
175. Size o haberi getiren kesinlikle şeytandır, şeytan tıynetli ahlâksız azgınların takımıdır. Kendisini velî-otorite edinenleri korkutabilir; dostlarını grup grup üstünüze salar. Onların velâyeti otoritesi altına, kontrolüne girmeyin. Onlardan korkmayın, eğer müminseniz bana isyandan korkun
176. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden, küfürde yarışanların varlığı seni üzmesin. Onlar, asla, Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. Allah, âhirette, ebedî yurtta onlara pay vermemek istiyor. Onlara büyük bir ceza vardır.
177. İmanın yerine küfür belâsını satın alanlar, Allah’a asla hiçbir şekilde zarar veremezler. On-lara can yakıp inleten, müthiş azap vardır.
178. Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütle-rini, Allah’a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, kendilerine vereceğimiz mühletin, haklarında hayırlı olduğunu sanmasınlar. Bilerek işledikleri günahlarını, zararlarını artırsınlar diye, biz onlara mühlet veriyoruz. Onlara, alçaltıcı, zillete düşürücü rûhî bir azap da vardır.
179. Allah mü’minleri, sizin hâkim olduğunuz düzende yaşamaya terkedecek değildir.
Sonunda murdarı temizden, kâfiri, fâsıkı, mü-nafığı mü’minden ayıracaktır.
Allah sizi, duyu ve bilgi alanı ötesine, gayb âlemine vâkıf kılacak da değildir. Fakat rasülle-rinden sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu kimseleri seçip onu gayba vâkıf eder, mü’mini, münafığı ayırt ettirir.
Allah’a ve rasüllerine iman edin. İman eder, Allah’a sığınıp, emirlerine yapışır, günahlardan arınıp, azaptan korunur, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarınıza ve özgürlüklerinize sahip çıkarak şahsiyetli davranır, dinî ve sosyal gö-revlerinizin bilincinde olursanız sizin için bü-yük mükâfat vardır.
180. Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği rızık ve servetten, imkânlardan yoksullara vermeyerek cimri davrananlar, malî mükellefiyetleri yerine getirmeyenler, bunun kendileri için daha hayırlı olduğunu sanmasınlar. Bilakis bu kendileri için şerdir, bir vebaldir. Cimrilik edip, malî mükellefiyetleri yerine getirmeyerek Allah yolunda karşılık gözetmeden gönüllü harcamadıkları şeyler, kıyamet günü ateşten bir halka olarak boyunlarına dolanacaktır.
Göklerin ve yerin mirası, bâki olan Allah’ın tasarrufundadır. Allah işlediğiniz gizli-açık bü-tün amellerinizden haberdardır.